| Ama Tanrı, sonsuz bilgeliği içinde bana yaşamak için bir sebep verdi. | Open Subtitles | لكن الله بحكمته الواسعة أعطاني سبب للحياة |
| Sen ve ben yaşamak için bir sebep bulmalıyız. | Open Subtitles | " لقد وجدنا أنا و أنت سبب للحياة من جديد " |
| Şimdi bir amacım var, yaşamak için bir sebep. | Open Subtitles | الآن أنا عندي هدف، سبب للحياة |
| Kocam öldüğünde hayatın bittiğini sanırken sen bana yaşama umudu verdin. | Open Subtitles | لقد أعطيتني سبب للحياة بعدما فقدت زوجي |
| Kocam öldüğünde hayatın bittiğini sanırken sen bana yaşama umudu verdin. | Open Subtitles | لقد أعطيتني سبب للحياة بعدما فقدت زوجي |
| Artık bana yaşamak için bir sebep verdin. | Open Subtitles | إذاً أنتِ أعطيتيني سبب للحياة |
| yaşamak için bir sebep var. | Open Subtitles | هناك سبب للحياة |
| yaşamak için bir sebep karşılığında ise aldığım. Zayıflık! | Open Subtitles | سبب للحياة |