| Güneş ışığını emerek daha çok ısınan su, daha çok buzu eritir daha fazla açığa çıkan okyanus yüzeyi daha da fazla güneş ışığı çeker. | Open Subtitles | و الماء يمتص ضوء الشمس و يُصبح أسخن, و هذا يُذيبُ المزيد من الجليد و يكشف المزيد من سطح المحيط |
| Havalanamadıkları için, okyanus yüzeyi donmadan önce güneye doğru, 160 km yüzmek zorundalar. | Open Subtitles | بما أنها لا تستطيع الطيران عليها السباحة 160 كيلو متر جنوبًا قبل أن يتحوّل سطح المحيط إلى جليد |
| Bu, uzaydan ölçülen okyanus yüzeyi sıcaklığı. | Open Subtitles | هذه حرارة سطح المحيط تم قياسها من الفضاء |
| Ancak uydularla ilgili sorun Okyanus yüzeyinin sadece bir mikronunu görebilirler. | TED | ومع ذلك، فمشكلة الأقمار الصناعية هي عجزها عن الرؤية من خلال سطح المحيط لأبعد من ميكرون واحد. |
| Okyanus yüzeyinin altındaysa, dünyadaki yaşamın devamı için son derece kritik olan olağanüstü bir akıntı ağı vardır... | Open Subtitles | ويوجد تحت سطح المحيط شبكة تيارات مائية مدهشة لا غنى عنها لصلاح الحياة على كوكب الأرض |
| Çünkü ölen yıldız, izlerini Okyanus yüzeyinin kilometrelerce altında bırakmıştır. | Open Subtitles | لأن النجم المحتضر خلفَ آثاره على عُمقِ أميال من سطح المحيط. |
| Neyse ki okyanusun yüzeyinde, diğer mercanlardan gelen yumurta ve spermler karşılaşır. | TED | على أمل، أنه على سطح المحيط سيلتقي البيض مع نطف مرجان آخر. |
| Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar. | TED | للأسف ، يظن آبائهم خطأً أن الأغطية هي طعام تتقاذفه الأمواج على سطح المحيط |
| Bunlar bir havuzun dibinde görebileceğiniz gibi ışık şeritleridir. Güneş okyanusun yüzeyinde dalgacıkların ve dalgaların tepelerinde kırıldığında oluşurlar. | TED | وهذه هي أشرطة الضوء، كتلك التي ترون في قاع حوض السباحة، التي تنتج عندما تنحني الشمس بفعل قمم التموجات والأمواج على سطح المحيط. |
| Sadece okyanusun yüzeyinde oksijen olmadığında ve hidrojen sülfidle doyurulduğunda meydana geliyor Bu örnekteki sorunu çözmeye yeterli oluyor. | TED | وهو يحدث فقط إذا لم يكن في سطح المحيط أي أوكسجين، وهو مشبع كليا بكبريت الهيدروجين -- بكمية كافية ليستخرج من المحلول المستخلص مثلا. |