| Natasha'nın oda arkadaşı Kelsey, akşam 7:00'de bir hediye sepeti teslim almış. | Open Subtitles | زميلة ناتاشا في الغرفة ، كيلسي وصلتها سلة هدايا تم إستلامها في الساعة 7: 00 مساءًا |
| Eğer başka bir hediye sepeti ya da bir fincan şeker isteyen biriyse birinin canını fena yakacağım. | Open Subtitles | إذا كانت هذه سلة هدايا أخرى، أو شخص يسأل لتناول فنجان من السكر، أنا سأؤذي شخص ما. |
| Eğer teşekkür etmek istiyorsan hediye sepeti gönder. | Open Subtitles | إن أردت شكري، فبإمكانك إرسال سلة هدايا صغيرة |
| Beni yine soymaya geldiysen, varım yoğum, hediye sepetleri. | Open Subtitles | إن كنتِ أتيتِ هنا لسرقتي مجددا، كل ماعندي سلة هدايا. |
| Sadece Chatswin'de İkinci Sekreterler Günü demek hediye sepetleri balondan kuleler ve ikinci sekreterlerle dolu limuzinler demekti. | Open Subtitles | فقط في تشاتسون كان يوم السكرتير الأصغر مناسبة لأرسال لتأمين سلة هدايا |
| Şimdi aklımızda olan hepimizi bir araya toplayan tam 25 yıl sonra açılmak üzere buraya koyacağımız hediye paketi, zaman kapsülü. | Open Subtitles | الان,بعد ما قلناه لقد جمعنا سلة هدايا صغيرة كبسولة زمنية |
| hediye sepeti gibi şeyler. | Open Subtitles | كأن نعطيهم سلة هدايا .أو شئ ما |
| Ona bir hediye sepeti hazırlıyoruz da. | Open Subtitles | نحن نعد له سلة هدايا من الأنواع |
| Bir teslimatım var da. Dr. Van Criss için bir hediye sepeti getirdim. | Open Subtitles | مرحباً , لدي طلبية تسليم سلة هدايا لدكتور (فان كريس)َ |
| - Of be. - Birileri hediye sepeti istiyor anlaşılan. | Open Subtitles | يا رجل - أحدهم يريد سلة هدايا - |
| - Birileri hediye sepeti istiyor anlaşılan. | Open Subtitles | - أحد اراد سلة هدايا |
| hediye sepeti. | Open Subtitles | إنها سلة هدايا |
| Adamlarından biri sana hediye paketi göndermek istedi. | Open Subtitles | بعض رجالي ارادو ان يرسلو لك سلة هدايا |