| Burada bir hoparlör ve mikrofon var. Artık kulaklık kullanmıyoruz. | Open Subtitles | يوجد مضخم صوت وميكروفون هنا لم يعد يوجد سماعات رأس |
| Eğer istersen sana kulak tıkacı ya da kulaklık verebiliriz. | Open Subtitles | إذا أردت منا الحصول على سدادات أو سماعات رأس |
| Plastik eldiven, oda spreyi ses geçirmez kulaklık, imdat düdüğü biber gazı ve birden fazla dilde "dolu" tabelası var. | Open Subtitles | و قفازات مطاطية، و معطر جو سماعات رأس عازلة للصوت و صفارة خطر |
| Kurtadamlar kulaklık kullanmazlar. | Open Subtitles | .المستذئبون لايستعملون سماعات رأس |
| Onlar stüdyo kulaklıkları. | Open Subtitles | إنها -إنها سماعات رأس خاصة باستوديو |
| Pekala. Tak kulaklıkları. | Open Subtitles | حسن، سماعات رأس |
| Sessiz bir disko. Herkes kulaklık takıyor. | Open Subtitles | إنها ملهى صامت الجميع يرتدي سماعات رأس |
| Leonard, bir kulaklık kapıp bize katılsana. | Open Subtitles | لينارد)، لِمَ لا تأخذ سماعات رأس) و تنضم إلى حديثنا؟ |