| Sonra da buraya gelip hayatına yalnız devam etmek zorunda kalacak. | Open Subtitles | ثم قالت انها سوف تضطر إلى العودة إلى هنا ويعيش وحده. |
| Eğer oraya gönderemezsek Wellesley Hill'e gitmek zorunda kalacak. | Open Subtitles | اذا لم نقدر على ارسالها الى هناك هي سوف تضطر للذهاب على وليسلي هيل |
| Ne yazdığını biz biliyor olacağız o da bizimle işbirliği yapmak zorunda kalacak. | Open Subtitles | سنعرف ما تقول، و وقالت انها سوف تضطر إلى العمل معنا. |
| Yine de okul sınırları içinden çıkmak zorunda kalacaksın. | Open Subtitles | مع ذلك, سوف تضطر لأن تلغى وأن تخرج من المبنى. |
| Onu sevdiğini biliyorum ama er ya da geç gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaksın. | Open Subtitles | أعلم بأنك تحبه لكن عاجلاً أم آجلاُ سوف تضطر لمواجهة الحقيقة |
| Gelinliği giyecek, sonra Chandler'ın gelmediğini fark edecek, sonra da gelinliği çıkarmak zorunda kalacak. | Open Subtitles | وقالت انها سوف تكون في ثوب، وانه لن تظهر. ثم قالت انها سوف تضطر إلى خلع ثوب... |
| - Acele etmeye lüzum yok. - Tüm gün yürümek zorunda kalacaksın. | Open Subtitles | سوف تضطر الى السير طول الطريق اسير ؟ |
| Er ya da geç vermek zorunda kalacaksın. | Open Subtitles | سوف تضطر لذلك مؤخراً، على أى حال |
| Ona er ya da geç yalan söylemek zorunda kalacaksın. | Open Subtitles | سوف تضطر للكذب عليها عاجلا او اجلا |