| Diyelim ki bir müşteri geldi ve yere yağ dökülmüş. | Open Subtitles | افترض انه جاء اليك زبون وكانت هناك بقعة شحوم على الارض ؟ |
| Tat versin diye içine hayvansal yağ karıştırıIır. | Open Subtitles | وممزوجة بكمية كبيرة من شحوم اللحم البقري للنكهة |
| Alt çene bölgesinden biraz yağ alma. | Open Subtitles | إزالة شحوم بسيطة من المحتمل في منطقةِ الفكِّ الأوطأِ. |
| Sen bilirsin, ben sana kemik atıyorum, kadın kurbanın tırnaklarındaki kalııntılar et yağı imiş. | Open Subtitles | إلعب بلطف سوف ألقي لك عظمة قصاصات الأظافر من الضحية الأنثى كانت شحوم الخباز |
| Gömleğin kolunda aks yağı var. | Open Subtitles | هناك بعض شحوم محور العجلة على كمّ قميصه هنا |
| yağlı peynir yediysen kolesterolün yükselir. | Open Subtitles | فلو أكلت أي شحوم أو بيض أو جبن قبل التحليل ستزداد نسبة الكوليسترول في الدم |
| Daha beteri 500 kalorilik yağdır, neredeyse saf yağ, mesaj iletimini hemen hiç tetiklemez. | Open Subtitles | و أسوأ من هذا هو 500 سعرة حراريّة من الزيت، و التي هي شحوم صافية بالكامل و بالكاد لا تطلق أي ردة فعل على الإطلاق. |
| Ormanda kol gezip bulabileceği en büyük en lezzetli yağ tulumunu arıyor. | Open Subtitles | يجُوبُ الغابة بحثاً عن أكبر... حوض من شحوم لخم الخنزير يستطيعُ إيجاده |
| Affedersiniz. Elime dikkat edin. Her tarafı yağ içinde. | Open Subtitles | المعذرة احذر من يدي كلها شحوم هذا عشائي |
| Hayır, üzgünüm. Yerde yağ yok. | Open Subtitles | اسمح لي بهذه لا يوجد شحوم على الارض |
| Çenemin altından yağ aldırmak istiyorum. | Open Subtitles | أَحتاجُ إزالةَ شحوم... تحت ذقنِي. في كل مكان. |
| Shaston'daki doktoru görmeye gitti ve dediğine göre kalbinin etrafında bu kadar yağ birikmiş ve kalbine bu kadar yaklaştığı vakit, ölecekmiş. | Open Subtitles | شحوم محيطة بقلبه و عندما تنغلق |
| "Boş yağ giderme banyoları, Solventli, sıvı bazlı değil." | Open Subtitles | "إزالة شحوم الحمامات المستنفذة بالمذيبات، بدون مرحلة السوائل" |
| Öyledir, kocamın kolon kanseri ve en küçük kızımın yağ aldırması falan derken bir sürü dallamayla ilgilenmişliğim vardır. | Open Subtitles | نعم, بين سرطان القولون لزوجي و إزالة شحوم ابنتي الصغرى "لقد اعتنيت بالكثير من "فتحات المؤخرات |
| Lanet olası yağ topu bütün arkadaşlarını kastediyorum. | Open Subtitles | أعني كل ما تبذلونه من شحوم اصدقاء الكرة |
| Komşuları çoktan çatıyı tutuşturmak için hayvan yağı toplamışlardı bile. | Open Subtitles | الجيران كانو يجمعو شحوم الحيوانات |
| Şimdi, ne zaman bir engelle karşılaşsam ya da kendimi yaratıcı olarak ezik hissetsem bazen hala zorlanıyorum, ama süreçle yüzleşmeye devam ediyorum ve kendime olasılıkları hatırlatmaya çalışıyorum, mesela yüzlerce gerçek, canlı solucan ile bir resim oluşturmak, raptiye ile bir muza dövme yapmak ya da hamburger yağı ile bir resim yapmak. | TED | الآن ، عندما اواجه عائقاً أو عندما أجد نفسي في حيرة إبداعية لا أزال أعاني في بعض الأحيان ولكنني دائماً ما أواصل العملية و محاولة تذكير نفسي بالإحتمالات مثل استخدام مئات الديدان الحقيقية لصنع صورة أو إستخدام دبوس لعمل وشم على موزة أو رسم صورة بإستخدام شحوم الهمبرغر. |
| - Ya da bir şim atmak. - Grafit yağı. | Open Subtitles | أو ربما الرقائق - شحوم الجرافيت - |
| Tatlım, dışarı çıkıp bana biraz domuz yağı alır mısın lütfen? | Open Subtitles | ...توتس)، هل يمكنك الذهاب للشارع) لإحضار بعض شحوم الخنزير، من فضلكِ؟ |
| yağ mı? - Evet. İnsan yağı. | Open Subtitles | نعم، شحوم بشرية |
| %60 daha az yağlı ve %20 daha ucuz Kolb Ailesi paket jambon aile paketlerinde azalmayan tek şey lezzet. | Open Subtitles | %بنسبة شحوم أقل بـ 60 %وسعر أقل بـ 20 الشي الوحيد الذي لا يقل فيه لحمنا عن المنافسين هو بالنكهة |
| Hiç sevmedim. Yeterince yağlı değil. | Open Subtitles | أبدًا ليس بها شحوم بما فيه الكفاية |