Burada oturan biri, gölde avlamaya değer bir şey olduğunu fısıldadı. | Open Subtitles | حسناً ، وردتني معلومات من شخص محلّي عن وجود شيء يستحق القتل في البحيرة |
Yazmaya değer bir şey bulduğumda haber vereceğim. | Open Subtitles | عندما يكون لدي شيء يستحق الكتابة عنه، أنا سوف تتيح لك معرفة. |
Dinliyor musun beni? Hayır. Dinlemeye değer bir şey söylemiyorsun. | Open Subtitles | كلاّ، أنت لا تقول أيّ شيء يستحق الإصغاء إليه. |
Birini öldürmeye değecek bir şey gibi durmuyor. | Open Subtitles | لا يبدو هذا وكأنّه شيء يستحق القتل لأجله |
Ne yapacağınıza karar vermeye çalışırken kurtarmaya değecek bir şey kalmayabilir. | Open Subtitles | واذا ما كان في الوقت الذي سينتهي فيه كل شيء سيكون هناك أي شيء يستحق الإنقاذ |
Ancak şu andan itibaren yaşamaya değecek bir şey yok. | Open Subtitles | من الآن فصاعدة، ليس هناك .أيّ شيء يستحق العيش من أجله |
Havalimanından çıkartılıp buraya getirilmeyi hak edecek bir şey yapmadım. | Open Subtitles | لم أفعل أي شيء يستحق أن يُقبض عليّ في المطار وأُحضر إلى هنا |
Ki bu ceza çekmeye değer bir şey yapmadığı için hiç mantıklı gelmiyor. | Open Subtitles | الامر الذي ليس منطقياً لانه من الواضح أنه لم يفعل شيء يستحق العقاب عليه |
Takip etmeye değer bir şey varmı diye bakacağım. | Open Subtitles | سوف أرى إذا كان هناك أي شيء يستحق المتابعة |
Özellikle uğruna savaşmaya değer bir şey olduğunda... ve bu savaşın tüm anlamı bu, insanlar, hayatta kalmak. | Open Subtitles | حينما يكون هناك شيء يستحق القتال من أجله هذا هو كل ماتمثله هذه المعركة الناس |
Bu arabada çalmaya değer bir şey yok. | Open Subtitles | ليس هناك أي شيء يستحق النهب بهذه العربة. |
Rip bizi ilk yanına aldığında çalmaya değer bir şey olup olmadığına bakmak için burayı karış karış araştırdım ama çalmaya değecek bir şey yoktu. | Open Subtitles | في بداية تجنيدنا، دأبت على فحص كل شبر في هذه المركبة بغية إيجاد شيء يستحق السرقة، فلم أجد، لنخرج من هنا |
İşte görmeye değer bir şey. | Open Subtitles | هذا شيء يستحق المشاهدة.. تل آنت |
Eğer değecek bir şey varsa, yarın nasıl olsa hatırlarız. | Open Subtitles | .اذا وجد شيء يستحق المتابعة سنتذكره غدا |
Konuşmaya değecek bir şey değil. | Open Subtitles | لا شيء يستحق الحديث عنه |
Öldürmeye değecek bir şey. | Open Subtitles | شيء يستحق القتل من اجله |
Öldürmeye değecek bir şey. | Open Subtitles | شيء يستحق القتل من اجله |
Mücadele etmeye değecek bir şey. | Open Subtitles | شيء يستحق أن نحارب من أجله |
Ama her şey ortaya çıktıktan sonra, en başta endişe edecek bir şey olmadığını anladım. | Open Subtitles | ولكن الأن بما أن الحقيقة ظهرة للعلن أدركت بأنه لم يكن هنالك شيء يستحق القلق بشأن البدء معه |
Kıskanıyorsun çünkü asla kral seçilmeyi lâyık edecek bir şey yapmadın. | Open Subtitles | أنت فقط تغار لأنك لم تفعل أي شيء يستحق أن يختاروك من أجله كملك |