| Sevmiyor. fahişelerini seviyor. | Open Subtitles | ليس لديه مسكنٌ، إنّما بيت عاهراته |
| Sanırım fahişelerini de ara sıra buraya getiriyordu. | Open Subtitles | أعتقد أنّه جلب عاهراته إلى هنا أحياناً. |
| Sanırım fahişelerini de ara sıra buraya getiriyordu. | Open Subtitles | أعتقد أنه أحضر عاهراته هنا أحياناً |
| Samuel bu yüzden Rusların onun orospularından birini kaçırıp tecavüz edip sonra öldürdüklerini söylüyor. | Open Subtitles | يقول صموئيل أن الروس اغتصبوا وقتلوا احدى عاهراته وانه قتلهم في المقابل. |
| - orospularından birini getirip temiz sikebileceği bir yer. | Open Subtitles | مكانٌ ليجلب عليه إحدى عاهراته من أجل مُضاجعةٍ حميمة |
| Marcellus sabah orospularından topladığında getirecek. | Open Subtitles | -سيجلبها (مارسيلوس) عندما يأتي لجمع عاهراته في الصباح |
| fahişelerini ayarlayacaksın. | Open Subtitles | وتجلب له عاهراته |
| Onu ve fahişelerini? Onu artık yapıyorum. | Open Subtitles | هو مع عاهراته اللعينات ؟ |