| Yasadışıdır bu. Bunun dışında endişelenecek bir şey yok. İnsanlar çok cana yakındır. | Open Subtitles | عدا عن ذلك, لا تقلقوا الناس هنا صادقين جدا |
| Söz konusu çocuklar olduğunda tam saydamlık bekliyorum evet ama Bunun dışında benimle bir şey paylaşmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | أجل، أريد الشفافية التامة لكن عدا عن ذلك لست مضطراً إلى إخباري بأي شيء |
| Bunun dışında birşeyim yok. | Open Subtitles | عدا عن ذلك ليس لدي شئ علي الاطلاق |
| Bunun dışında kendimi harika hissediyorum. | Open Subtitles | عدا عن ذلك أنا أشعر بنحوٍ جيد |
| Ayrıca o şu an Teksas'ta. Gayet iyi durumdayız. | Open Subtitles | عدا عن ذلك, انها في تكساس |
| Bunun dışında pek bir şey yok. | Open Subtitles | عدا عن ذلك , ليس الكثير |
| Ayrıca o şu an Teksas'ta. Gayet iyi durumdayız. | Open Subtitles | عدا عن ذلك, انها في تكساس |