| Doğu Virginia'daki bir çim festivalinde sahnede durup bahçe sandalyelerinden oluşan denize baktığımda ve Çince bir şarkı söylemeye başladığımda görüyorum. | TED | رايت ذلك عنما كنت على المسرح في احتفالية فن البلوجراس في شرق فيرجينيا ونظرت الى مشهد الكراسي وانتقلت الى اغنية صينية |
| Chicago'dan otobüsle gelirken bile bu akşam sahnede oynadığımdan daha iyi oynadım. | Open Subtitles | كنت أفضل على الحافلة القادمة من شيكاجو.. مما كنت على المسرح الليلة |
| Gece yarısı olunca, bütün sarhoş üniversiteli kızlar sahneye çıkar ve... | Open Subtitles | في منتصف الليل، كل فتيات الجامعة السكرانات يصعدون على المسرح و.. |
| Ona haber vermeden sahneye çıkarsan büyük bir sürpriz olur. | Open Subtitles | إن ظهرت على المسرح من دون إخبارها، ستكون مفاجأة عظيمة. |
| 5 dakikaya kadar sahne alıyorum ve benim İtalyan sahne arkasında bekliyor. | Open Subtitles | سأظهر على المسرح خلال 5 دقائق ورجلى الإيطالى ينتظر فى حجرة الملابس |
| Yine de onu bulamazsanız onu sahneden anons yaptırız tamam mı? | Open Subtitles | أذا لم تستطع أيجاده سنعلن عن اسمه من على المسرح |
| Evet, oldu ve sahnede komedinin bir parçası olmak hoş bir şey değildi. | Open Subtitles | نعم,هذا ماحدث,ولم يكن أمراً مبهج أن تكون جزءً من عرض كوميدي على المسرح. |
| Nasreddin'e ve Mamlakat'a duyduğun sevgiden. Ama aktörler sahnede olacak... | Open Subtitles | من محبة نصر الدين ومملكات لكن الممثلون سيكونوا على المسرح |
| Dinle, bu gece sahnede sadece sen ve ben varız. | Open Subtitles | اسمعنى هنا الليله سوف تكون بين انا وانت على المسرح |
| Bunları sahnede yarışma zamanında açıncaya kadar, bu zarfta mühürlü kalıyorlar. | Open Subtitles | هذه الظروفِ تَبْقى مُغلقةً حتى يَفْتحْهم على المسرح أثناء اللعبةِ الفعليةِ. |
| - sahnede, o ışıkların altında daha da sıcak olacak. | Open Subtitles | سيكون الجو اكثر حرارة على المسرح تحت الاضواء حقاً ؟ |
| Ve sahnede, daha ne kadar Sezar'ın kan içinde kalması gerekecek? | Open Subtitles | بل كم مرة سيقدم فيها قيصر على المسرح وهو ينزف دما؟ |
| Size göre yolumu kaybettim, ve birisi az sonra sahneye çıkıp beni koltuğuma nazikçe geri döndürecek. | TED | تظنون أنني قد ضللت طريقي وشخص ما سيحل مكاني على المسرح خلال دقائق ويرشدني لمقعدي بكل لطف |
| İnsanlara kendi klasiklerini yaratıp sahneye çıkmalarını sağlamak durumundaydık. | TED | علينا أن نسمح للناس بإنشاء كلاسيكياتهم الخاصة وعرضها على المسرح. |
| sahneye çıkıp kızımın bacağıma yapıştığını mı itiraf edeceğim? | TED | هل أصعد على المسرح وأعترف أن ابنتي تعلقت بقدمي ؟ |
| Şey, sahne adı bu. Bir oyuncu. Ya da oyuncuydu. | Open Subtitles | حسنا ذلك اسمها على المسرح فهي راقصة او كانت راقصة |
| Ağustos 2007'de Claron Amsterdam Sanat Ödülü'ne layık görüldü, onun fevkalade mükemmeliği, şaşırtıcı ve çok kapsamlı repertuvarları ve canlı sahne kişiliğine bir övgü olarak. | TED | في أغسطس 2007 ، منحت كلارون جائزة أمستردام للفنون ، الفوز ثناء لعبقريتها لها مراجع واسعة و مدهشة على نطاق واسع وشخصيتها الحية على المسرح |
| Bugün ben bir mikrodalga kullandım çünkü buraya sahne üzerine büyük indiksiyon makinesi alamam. | TED | اليوم استخدمت المايكروويف لأنه لا يمكنني إحضار أداة التحريض الضخمة هنا على المسرح |
| O izlediğiniz ilk katıldığım Tiny Tots güzellik yarışmasındaki sahneden düşüşüm değil, değil mi? | Open Subtitles | أنتم يا رفاق تشاهدون الفيديو الذي سقطت به من على المسرح في أول تجربة لي في مسابقة ملكات الجمال للصغار , أليس كذلك ؟ |
| Annem sahnedeydi ve ortalığı yakıyordu. | Open Subtitles | كانت أمي على المسرح و كانت في غاية الجمال |
| Sen sahnedesin, ben binlerce kişiye eşlik ediyorum. | Open Subtitles | انت على المسرح, برفقتى, الاف البشر |
| En son 4. sınıfta, heceleme oyununda sahnedeydim. | Open Subtitles | آخر مره ظهرت على المسرح كنت لا أعرف كيف اتكلم |
| Sizlere, bir yandan tiyatroda nasıl sergilendiğini ve öte yandan bir başkasının, aynı fikri veya hikâyeyi ne şekilde sinemaya taşıdığına dair küçük bir örnek vereceğim. | TED | ولكن أنا فقط سأعطيكم مثالاً صغيراً حول كيف تقوم بالعمل على المسرح ثم كيف تأخذ نفس الفكرة أو القصة وتنقله إلى السينما. |
| O gün sahnedeyken çok gergindim. | TED | على المسرح في ذلك اليوم، كنت متوتراً للغاية. |
| Bu akşam sahnedeki öpüşmemizin rol icabı olduğunu söylediğin için. | Open Subtitles | لأنك قلت أن تلك القبلة على المسرح كانت مجرد تمثيل. |
| Konser salonu sahnesinde nasıl bir arabayı uçuracağım? | Open Subtitles | كيف لي من المفترض أن أجعل سيارة تطير على المسرح في صالة العرض ؟ |