| Düşündüm de, insanlar sevdikleri bir işi yaptıklarında daha verimli oluyorlardır. | Open Subtitles | أنا ققط أعتقد أن يجب على الناس فعل شيء يستمتعون بة |
| Bence insanlar zaten önceden de deliydi sonrada deli olacak. | Open Subtitles | أعتقد أن على الناس أن يجنوا قليلًا بين الحين والآخر |
| Eğer olur da bu anlattıkların gerçek çıkarsa insanlar hapse girecek. | Open Subtitles | في حالة صحة هذا الأمر, سيتوجب على الناس الذهاب إلى السجن. |
| O günlerde, zenginler zeplinlerine binerek insanların üzerine bozukluk atarlardı. | Open Subtitles | بتلك الأيام ، الأثرياء يركبون المناطيد ويرمون العملات على الناس |
| Sen az önce benim havaalanımda silahla dolaşarak ve insanlara ateş ederek 7 FAA ve 5 mahalli kanunu çiğneyen götsün. | Open Subtitles | انت الأحمق الذي كسر سبعة قوانين و خمسة أوامر ابعاد و انت تركض حول مطاري حاملا سلاحا و تطلق على الناس |
| Değişimin insanlar için zor olduğunu düşünüyorum, özellikle de büyük resmi göremeyenler için. | Open Subtitles | أعتقد أن التغيير صعب على الناس خاصة حين لا يمكنهم رؤية الصورة الأكبر |
| Yani ne kadar bloklarsanız, o kadar insanları sansürden kaçmaları için etkiler ve böylece bu kedi fare oyununun kazananını etkiler. | TED | لذا فكلما تحظرها أكثر، كلما كان تأثيرها أكبر على الناس من أجل تجنب الرقابة وعليه، الفوز في لعبة القط والفأر هذه. |
| Buradaki insanlar en kısa zamanda kumaş yumuşatıcıyı icat etmeli. | Open Subtitles | على الناس هنا اختراع منعم الأقمشة في أقرب وقت ممكن |
| Neal Stephenson şöyle birşey yazmış: bağlanan insanlar bağlantıyla ilgili bilgi sahibi olmalılar. | TED | هناك مقولة عظيمة لنيل ستيفنسون حيث يقول على الناس المتصلين بالإنترنت أن يتعلموا شيء عن الأسلاك. |
| Aslında, insanlar lazerleri uzak mesâfeden nesneler aracılığıyla gizlice dinleme için onyıllardır kullanıyor. | TED | في الواقع إن الناس بدأت بإستخدام الليزر للتنصت على الناس من مسافات بعيدة قبل عقود |
| 9000 yıl önce, şehrin en parlak zamanlarında, insanlar diğer insanların evlerinin çatıları üzerinden yürüyerek kendi evlerine gitmek zorundaydı. | TED | وفي فترة ازدهارها منذ 9000 عام، كان على الناس المشي فوق سطوح المنازل الأخرى للوصول إلى منازلهم. |
| Açık olmak gerekirse, eğer istedikleri buysa ben insanlar vücutlarını değiştirmeye çalışmamalı demiyorum. | TED | لكن للتوضيح، لا أقول إنه لا يجب على الناس تغيير أجسادهم إذا كان هذا هو ما يرغبون بفعله |
| Bu, insanların iyi vakit geçirmeyi bırakması anlamına gelmiyor. Neden olmasın? | Open Subtitles | ولا يعني ذلك أنّ على الناس التخلّي عن حقّهم في الاستجمام |
| İnsanların, bu çocukların her gün içinde yaşadıkları bu dünyayı hatırlamaları lazım. | Open Subtitles | على الناس أن يتذكروا العالم الذي يعيش فيه هؤلاء الأولاد كل يوم |
| Onunla ilgili insanların söylediklerini biliyorum ama ben insanları yargılamak istemem. | Open Subtitles | أعرف أناس كثيرة تقول أشياءً عنه، لكنني لا أحكم على الناس |
| Rahatsız ediyorum, değil mi? Evet, insanlara hep böyle davranıyorum. | Open Subtitles | انت غير مستريح اعرف ان هذا تأثيرى الطبيعى على الناس |
| Pekala, işte insanlar için yapması çok zor olan sıçrayış buydu. | TED | حسناً، هذه هي القفزة التي كان القيام بها صعباً جداً على الناس. |
| Ama herkesten iyiymişiz gibi başka insanları yargılayıp cezalandırmaya hakkımız yok. | Open Subtitles | وهذا لا يعني أن نحكم على الناس. كأننا أفضل من الجميع. |
| Bütün bu seçim konusu insanlar üzerinde iki etki, iki negatif etki yapıyor. | TED | كل هذه الخيارات لديها تأثيرين، تأثيران سلبيان على الناس. |
| Ama bunun çalışması için, insanlar çok geç olana kadar soruna kayıtsız kalmaya devam etmeli. | Open Subtitles | لكن لكى يفلح هذا الأمر , يجب على الناس ألا يكونوا على علم بالمشكله حتى فوات الأوان |