| Bu kadından Bir şey öğrenemedik. Kolunu kırmamı ister misin? | Open Subtitles | لا نحصل على شئ خارج هذا تريدنى أكسر ذراعها ؟ |
| Bir şey kazanmak için, aynı değerde Bir şey sunmalısınız. | Open Subtitles | لكي تحصل على شئ لابد ان تخسر شيئا بنفس القيمه |
| 24 Ekim gecesi bir şeyler tedarik etmek için... sizi ziyaret etti mi? | Open Subtitles | هل زارتك بالرابع و العشرون من شهر أكتوبر راغبه فى الحصول على شئ |
| Zaten 16 yaşında bir kız hemen hemen aptaldır bu yüzden başkasının yaptığı Bir şey için seni suçlayamam. | Open Subtitles | فتاة فى السادسة عشرة عمليا ، انها بلهاء و لهذا لا يمكننى أن ألومك على شئ عمليا كان لشخص آخر |
| Onun yapamadığı bir şeyi ben niye yapabileceğimi zannediyorum ki? | Open Subtitles | لماذا أفترض نفسي قادراً على شئ وهو لم يستطيع فعله؟ |
| Değiştirecek başka bir şeyin yoksa, raporumda yazan aynen bu olacak. | Open Subtitles | هذا ما اوضحته فى تقريرى مالم تكن قد حصلت على شئ يغيره |
| Kendini yapmaktan alıkoyamadığı Bir şey yüzünden aleyhinde dava açılır mı? | Open Subtitles | هل سيتم ادانتها على شئ لم يكن باستطاعتها ؟ |
| Bu Bir şey kanıtlamaz. Geçen sene ateş bakışım yoktu. | Open Subtitles | هذا لايدل على شئ عرفت أمر الإشعاع الحراري العام الماضي |
| Genellikle, korumaya çalıştıkları bir tanık olduğunda başvurdukları Bir şey. | Open Subtitles | إنها ما يفعلونه بالعادة عندما يحصلون على شئ فإنهم يحرسونه |
| Amerikan hukuk sisteminde suçlanan kişilerle, eğer bu Amerikan hükümetinin yarar sağlıyor ise, bundan Bir şey çıkarmak ve anlaşmaya gitmek gibi güçlü bir gelenek vardır. Her zaman bu tür tartışmaların içinde bulunuruz. | TED | لكن هناك تقليد قوي في العداله الامريكيه للنقاش مع اشخاص تم اتهامهم بتهم, من اجل في حال كان الامر مفيدا للحكومه للحصول على شئ من هذا الامر, انه هناك احتماليه لهذا النوع من النقاشات. |
| Anneni yeniden tanımaya çalışıyorum öteki kurbanlarla bağlantılı bir şeyler bulmaya çalış. | Open Subtitles | أحاول التعرف على أمك من جديد اعثرُ على شئ يربطها بالضحايا الآخرون |
| Size daha hızlı bir şeyler bulmam gerektiğini söylemeye geldim. | Open Subtitles | لقد جئت لأخبرك أن على العثور على شئ أسرع |
| Bir yolu olsun isterdim ama bu insanlar böyle Bir şey için seni affetmezler, anladın mı? | Open Subtitles | أتمنى لو كان هناك طريقة ما , كي يسامحني الناس على شئ كهذا , أتعلمين |
| Bir yolu olmasını isterdim ama bu insanlar böyle Bir şey için seni affetmezler, anladın mı? | Open Subtitles | أتمنى لو كان هناك طريقة ما , كي يسامحني الناس على شئ كهذا , أتعلمين |
| Otuz saniye önce böyle bir şeyi düşünmüyordum. | Open Subtitles | قبل هذا ب 30 ثانية, لم أكن أنوى على شئ من هذا ابدا. |
| Tavan arasında bir şeyin üzerine düşmüş, kolunu çizmiş. Ertesi günü kızarıklık başlamış. | Open Subtitles | وقع على شئ بعلية المنزل جرح ذراعه، و أصيب بالطفح اليوم التالي |
| Bunun gibi aptalca Bir şey yüzünden öfkene hakim olamıyorsan oğlumun yakınında olmanı istemiyorum. | Open Subtitles | تعلم، انا لا أريدك قرب أبنى إذا لم تستطع أن تتحكم فى غضبك على شئ غبى مثل هذا |
| Ve kim sıkı çalışma denen bedeli öderse kesinlikle birşey kazanacaktır. | Open Subtitles | و الجميع سوف يحصلون بالتأكيد على شئ ببذلهم مجهودا على ذلك |
| Sen ve ben ömrümüz boyunca çok çalıştık ama karşılığında elimizde Bir şey yok. | Open Subtitles | اسمعنى هنا. لقد عملنا انا وانت طول الحياى بجد ولم نحصل على شئ. |
| - Bak, böyle basit bir şeyde bile - anlaşamıyorsak, belki de ortak olmamalıyız. | Open Subtitles | اسمع، إن لم يكن باستطاعتنا الإتفاق على شئ مهمّ كهذا، فربما لا يجب أن نعمل سوياً |
| Aklımı bir şeye verdim mi, beni hiçbir şey durduramaz! | Open Subtitles | عندما أضع عقلي على شئ لا يوجد شئ يستطيع إقافي |
| Yani, herkes kendi hayatını Bir şey üzerinde öne sürüyor, | TED | إذاً، الجميع يراهنون بحياتهم على شئ ما، |
| Gece bir şeyin üzerinde çalışacağını söyledin. | Open Subtitles | لقد قلتِ بأنك كنت تعملين على شئ لوقت متأخر |