| Bulaşık yıkama sırası sende. | Open Subtitles | أنه دورك في غسل الصحون |
| SoHo Restaurant ve Barında Bulaşık yıkama işi buldum. | Open Subtitles | حصلت على وظيفة غسل الصحون في مطعم (سام) وفي حانة في سوهو |
| Şimdi Bulaşık yıkama vakti prenses. | Open Subtitles | حان وقت غسل الصحون يا أميرة. |
| West 95th Sokak'ta bulaşıkçılık yapıyor. | Open Subtitles | أنه يعمل في غسل الصحون في مطعم "ديني" غرب شارع 95 |
| Öyle. Sean kardeşime bulaşıkçılık işi ayarladı. | Open Subtitles | كلاّ لن أعمل، (شون) قام بإعطاء أخي وظيفة غسل الصحون |
| bulaşık yıkamak ya da halı yıkamaktan daha önemli işlerim var. | Open Subtitles | لدي أشياء لأفعلها أهم من غسل الصحون أو تنظيف السجاد |
| bulaşık yıkamak meditasyon yapmak için iyi bir yöntemmiş. | Open Subtitles | أنت تعرف، وأنا أقرأ أن يمكن أن يكون غسل الصحون في شكل ممتاز من التأمل. |
| Bunun gibi şeyler. Kimin bulaşıkları yıkaması gerektiği ya da kimin çöpleri atması gerektiğiyle ilgili argümanlarla ilgilenmiyorum. | TED | و هكذا. أنا لست حقاً مهتم بالجدال حول على من الدور في غسل الصحون أو إخراج القمامة. |
| İngilizce konuşulmayan başka bir yere giderse para için bulaşık yıkar ya da amelelik yapar. | Open Subtitles | إذا ذهب إلى مكان آخر سيضطر إلى غسل الصحون أو التقاط الفاكهـة من الأرض بمـا أنـه لا يجيد اللغـة الانجليزيـة |
| Bulaşık yıkama sırası sende. | Open Subtitles | إنه دورك في غسل الصحون |
| - Var, bu şekilde devam edersen bulaşık yıkamak hayatının uğraşı hâline gelecek. | Open Subtitles | -حسناً في النسبة التي لديك غسل الصحون ستكون مهنتك |
| Nasıl, yani, bulaşık yıkamak gibi mi? | Open Subtitles | مثل غسل الصحون ؟ |
| Tüm kızlara birbirlerine değer vermeleri gerektiğini söyleyebilirsin çünkü bulaşıkları yıkarken çok eğleniyorlar. | Open Subtitles | يمكنك القول .. أن كل فتاة تهتم بالأخرى لأنهم يحظون بالكثير من المرح في غسل الصحون |
| İngilizce konuşulmayan başka bir yere giderse para için bulaşık yıkar ya da amelelik yapar. | Open Subtitles | إذا ذهب إلى مكان آخر سيضطر إلى غسل الصحون أو التقاط الفاكهـة من الأرض بمـا أنـه لا يجيد اللغـة الانجليزيـة |