| Zannedersem bizim için tanık olduğumuz en dehşetli müstehcen tehdit budur. | Open Subtitles | هذا، على ما أعتقد، بالنسبة لمعظمنا شهوداً لخطر وتهديد فاحش |
| Terkedilmiş pezevenkler ise çöp adasından geçen arabalara müstehcen laflar atıyorlardı. | Open Subtitles | قوّادين يصرخون بكلام فاحش على السيارات المارة" "وقد تقطعت بهم السبل على جزيرة القمامة |
| Ne kadar kötü konuşuyorsun. Bunlar müstehcen şeyler. | Open Subtitles | الذى تتحدثين عنة فظيع انة فاحش |
| Böyle bir aşkta hiçbir şey ayıp olamaz. | Open Subtitles | لا شيء فاحش في أمر الحب |
| Çok ayıp gerçekten. | Open Subtitles | انه فاحش |
| İşin sonunda çok zengin olacaksınız o yüzden mızmızlanmayı kesin. | Open Subtitles | ستوافق لأنك ستصبح ذو ثراءٍ فاحش لذا، لا تكن غبياً |
| Çünkü daha hızlı olursa mesela, boogie-woogie, etki biraz müstehcen oluyor. | Open Subtitles | في الإيقاع السريع, كإيقاع بوغي-ووغي مثلاً, يصبح التأثير فاحش جداً. |
| Bu konuda bir şey yapmalıyız, çok müstehcen. | Open Subtitles | علينا ان نفعل شيئا لهذا انه فاحش |
| Sanırım ben bunu aşabilirim. müstehcen nedenlerle Disneyland'dan atılmayı deneyin. | Open Subtitles | أظن أن لدي ما يفوق هذا لقد حاولوا إخراجي من (ديزني لاند) لسلوك فاحش |
| Bu müstehcen, pis bir şey! | Open Subtitles | هذا تصرّفٌ فاحش |
| Yok artık, bu çok müstehcen. | Open Subtitles | ياربي, هذا فاحش |
| Rajvir'le müstehcen bir sohbet başlatıyorsunuz ve buna müdür şahit. | Open Subtitles | أنت تحدثتِ بشكل فاحش مع (راجفير) وكان المدير شاهدا على ذلك |
| müstehcen? | Open Subtitles | فاحش ؟ |
| Çok ayıp. | Open Subtitles | انه فاحش |
| Amcanız çok zengin bir adamdı. | Open Subtitles | خالك كان رجلاً فاحش الثراء، في وقت ما كنت سترث ثروته |
| Adam tanrıdan zengin. Servetini ikiye bölmek istemiyor. | Open Subtitles | الرجل فاحش الثراء لا يريد أن يقسم ثروته نصفين |
| Getirdiğim yenilikler sayesinde imparatorluğa dönüşen ve hepinizin bu masada zengin insanlar olarak oturmasını sağlayan bir şirketten bahsediyorum. | Open Subtitles | الشركة التي بإبداعي تحولت إلى إمبراطورية جعلت جميع من على هذه المنضدة فاحش الثراء، |