Diğer boşluklar ve diğer aydınlıklar ve karanlıklar da varmış. | Open Subtitles | كان هناك فراغات اخرى و اضواء اخرى و ظلال اخرى |
Üçgenler kullanırım. Daireler kullanmam, onlar küçük boşluklar bırakır. | TED | أو مثلثات ولكن ليس دوائرفهي تترك فراغات |
Küreler değil, onlar küçük boşluklar bırakır. (Kahkahalar) Kullanılacak en iyi şekil nedir ? | TED | ليس الكرات لأنها تترك فراغات ما هو الشكل الأفضل للأستخدام ؟ |
Hareketleri takip ediyorum ve sadece boşluk çiziyorum. | Open Subtitles | أنا فقط أخوض خلال ما يحدث، وأرسم فراغات ليس إلا. |
Önce benim ismim, sonra boşluk, boşluk, boşluk, senin ismin. | Open Subtitles | اسمي أولا، ثم بعد 3 فراغات يأتي اسمك طبعا |
Kalbinde, sadece bir çift pantolonla doldurulabilecek delikler var. | Open Subtitles | لديك فراغات في قلبك والتي يمكن ملئها فقط بالرجال. |
- Yönetici1, tümü büyük harf, boşluk yok küçük "x," büyük "J," büyük "E," | Open Subtitles | -Executive1 كلها كبيرة وبدون فراغات Lowercase "x," upper "J," upper "E," |
Boşluklara ateş eder. | Open Subtitles | إنه يضرب فراغات |
Bu gördüğünüz yapıda, buna 'Büyük Duvar' diyoruz, boşluklar ve benzer şeyler var fakat teleskop yeterince hassas olmadığından, uzaklastıkça gözden kayboluyorlar. | TED | وترون هذه البنى هذا ما نسميه بالجدار العظيم، ولكن هناك فراغات وهذا النوع من الاشياء وتخبت رؤيتها لإن التلسكوب لا يستطيع التقاطها. |
Tezgahta boşluklar var, balığı kaçırıyoruz. | Open Subtitles | فراغات في الجليد. ونحن في عداد المفقودين الأسماك. |
Doldurulacak boşluklar var ama şu anda bildiklerimiz şunlar: | Open Subtitles | لذا هناك فراغات لملأها ولكن إليكم مانعرفه |
Normalde, zincirde boşluklar bulunmaz. | Open Subtitles | عادة نحن لا نجد أى فراغات فى السلسلة |
Bronzlaştırıcı arasında boşluklar var. | Open Subtitles | هناك فراغات في البرونزي |
Kat arasında boşluklar var! | Open Subtitles | هناك فراغات في الأرضيات |
- boşluklar. - Evet, ne oldu ki? Siz sekme mi kullanıyorsunuz? | Open Subtitles | فراغات اذا يا رفاق تستعملون ال (tabs) |
Şunu fark ettik: Veri bilgisayarımıza çok hızlı geliyordu, resimlerin ne zaman geleceğine dair bir zamanlama yoktu ve bu sözcüklerin arasında boşluk olmayan çok uzun bir cümleyi okumakla eşdeğer. | TED | ولاحظنا أنّ البيانات كانت تدخل حاسوبنا بشكل سريع جدًا. بدون تعيين الوقت عندما تظهر الصور، وهذا مثل قراءة جملة طويلة جدًا بدون فراغات بين الكلمات. |
Bölge! Yangın önleme bölümünü aştı. - boşluk olmamalıydı. | Open Subtitles | الحريق وجد فجوةً في طريق النار - لا يجب أن يكون هناك فراغات - |
Doldurmam gereken çok boşluk var. | Open Subtitles | لديّ فراغات عديدة أحتاج لملئها. |
Ben bu gezide bir insanbilimciyle birlikteydim. Kendisi, nehirde süzülürken, ''Amazonlarda hiç demografik boşluk yok.'' | TED | كنت بصحبة عالم آنثروبولوجيا في هذه الرحلة، وقد قال لي، ونحن نطفو خلال النهر، قال، "ليست هناك فراغات ديموغرافية في الأمازون" |
Bina artık girmeniz için açılmıyordu, fakat hala su perdesinde delikler ve yarıklar oluşuyorsu, ve girebilmek için ıslanmadan içerisinden zıplamanız gerekiyordu. | TED | ليس فقط البناية تفتح لك مدخل للدخول فيها ، لكنها تقوم بعمل فراغات و ثقوب في الماء ، ويجب عليك القفز للدخول فيها بدون أن تتعرض للبلل. |
- Evet, ama beyaz delikler... - İkinci kanun... | Open Subtitles | - نعم , لكن فراغات بيضاء القانون الثاني لـ |
Tek kelime, büyük harf yok. | Open Subtitles | كلمة واحدة، لا فراغات . |
Boşluklara ateş eder. | Open Subtitles | إنه يضرب فراغات |