ويكيبيديا

    "فرصة في" - ترجمة من عربي إلى تركي

    • şansı
        
    • bir şans
        
    • fırsatı
        
    • ihtimalin
        
    • bir şansım
        
    Anesteziden sonra, onlara orada olmak istediğini söyledi ve bana sadece yüzde iki yaşama şansı verdi. TED صحوت من التخدير، وقال لهم الجراح أن يبلغوه أنه أراد أن يكون هناك، وأنه أعطى لي حوالي الاثنين بالمائة فرصة في الحياة.
    Öğrendiğim şey şu: yaşamımızın sonuna dair plan yapmaya zaman ayırırsak, yaşam kalitemizi sürdürmek için en iyi şansı değerlendirmiş oluruz. TED ما تعلمته هو أنه إذا خصصنا بعض الوقت في التخطيط لنهاية حياتنا، لدينا أفضل فرصة في الحفاظ على نوعية حياتنا.
    Büyük ikramiyenin, ona yaklaşmak için iyi bir şans olduğunu düşünmüş olmalı. Open Subtitles لابد وأنه ظن أنه فوزة قد منحة فرصة في مغازلته لها
    Jenerik müziği yapmamızda bir şans vermen gerekmez mi? Open Subtitles ألا تعتقد أنه يجب عليك منحنا فرصة في كتابة أغنيتك
    Türklere, bana yaşattıkları çocukluğu hatırlatmak için hiçbir fırsatı kaçırmam. Open Subtitles لا أفوت أي فرصة في تذكير الأتراك بالطفولة التي قدموها.
    Geçtiğimizz haftalarda bütün stoğunu satıp gerçekten zengin olmuş olma ihtimalin var mı? Open Subtitles ألديك أيَّ فرصة في بيع كل أسهمك وتصبح غني جداً في الأسابيع القليلة الماضية ؟
    Yani hala uluslararası haberlerde bir şansım var. Open Subtitles أقصد، لا تزال لديّ فرصة في مكتب الأخبار القوميّة.
    Bakterilerle enfekte olacak ve patlayacaklar. Ortaya çıkacak bir sürü bakteri birazcık şansı olan bu embriyonun hayatını tehdit edecek. TED ستغزوها الجراثيم وتنفجر وستهدد هذه الجراثيم حياة هذا الجنين الذي يملك فرصة في الحياة.
    Ölümü ve hastalığı yenme şansı, herşeye hayat vermek, birbirini seven insanların sonsuza dek birlikte olmasını sağlamak... Open Subtitles أعتقد أنه من أجل فرصة لهزيمة الموت والمرض وترك لكل شخص على هذه الأرض فرصة في الحياة الحياة الصحية الثابتة
    Paige, bize geri dönmesi için ona verebileceğimiz her şansı verdik. Open Subtitles بَيج، أعطينَاها كُلّ فرصة في العالمِ للرُجُوع إلينا.
    Bir zamanlar biri bana bir şans verdi ve bu hayatımı değiştirdi. Open Subtitles أحدهم أعطاني فرصة في إحدى المرات وهذا غيّر حياتي
    Mahkemede nasıl bir erkek olduğunu görürse belki yatak odasında bir şans daha verir. Open Subtitles عندما ترى أي رجل أنت في قاعة المحكمة من الممكن أن تعطيك فرصة في غرفة النوم
    Ona bir şans vermek istedim. Bütün bunlardan uzakta bir hayat yaşaması için. Open Subtitles أردتها أن تحصل على فرصة في الحياة بعيدة عن هذه الآمور
    Bu volkanik arazide hayatta kalmak her fırsatı değerlendirmeye bağlı. Open Subtitles البقاء يعتمد على الإستيلاء على كلّ فرصة في هذه الأرض البركانية المقفرّة
    Müşterilerden daha çok içme fırsatı yaratmak kötü fikir değil bence. Open Subtitles لا اعتقد أنها فكرة سيئة لأخذ فرصة في تضييف عملائك بالشرب حتى الثمالة
    Her şey bir yana, sana söylemek istediğim tek şey şu anda hayatının en büyük fırsatı ile karşı karşıyasın. Open Subtitles ثمة شيء واحد أريد قوله لك أنت الآن تواجه أكبر فرصة في حياتك
    Ben olmadan buradan canlı çıkma ihtimalin var mı sanıyorsun? Open Subtitles أتظن أن أي منكم لديه فرصة في الخروج من هنا حيًا من دوني؟
    Oraya benim yerime çıkma ihtimalin var mı? Open Subtitles هل لدي فرصة في أن أجعلك تخرج هناك عوضا عني؟
    Oraya benim yerime çıkma ihtimalin var mı? Open Subtitles هل لدي فرصة في أن أجعلك تخرج هناك عوضا عني؟
    En azından orduda bir şansım olur. Open Subtitles لدي فرصة في الجيش.
    Şu hayatta bir şansım olsun istiyorum. Open Subtitles أريد فرصة في الحياة

    الكلمات والعبارات الأكثر شيوعا

    عربي-تركي: 10k، 20k، المزيد | تركي-عربي: 10k، 20k، المزيد