| Kira ödüyorlar, sorumlulukları var, toplumun bir parçasılar, dünyada bir fark yaratmak istiyorlar. | TED | لديهم مدفوعات الإيجار، ولديهم التزامات، إنهم أعضاء في المجتمع، إنهم يريدون صنع فرق في العالم. |
| Bu da bulutlar ve yeryüzü arasında 100 milyon volta ulaşan potansiyel bir fark oluşturabilir. | Open Subtitles | هذا يمكن أن يخلق فرق في الجهد، الجهد الكهربائي بين السّحابة و الأرض ما يصل الى 100 مليون فولت. |
| Biraz zorlu bir dönemden geçiyor ve belki hayatında bir fark yaratırım diye düşündüm. | Open Subtitles | مر فقط بأمور صعبة وربما أستطيع إحداث فرق في حياته |
| Dünyada bir farklılık yaratmak ve ayrıca kim olduğumu bilen veya bana dokunacak kimsem yok | Open Subtitles | لإحداث فرق في العالم. وأيضا لا أحد تعرف من أنا أو تلمسني. |
| Ya da üzerinde hiçbir oynama yapılmamış şu resmi ele alalım "Erkekler ve kadınlar arasında algısal bir farklılık olup olmadığını" soran, -oldukça yeterli sayıda- posta aldım. | TED | أو خذ هذه االصورة الخاصة التي لم تلمس الآن و بشكل كافي استقبلت الكثير من الإيميلات من أشخاص كثيرين يقولون هل هناك فرق في الإدراك الحسي بين الذكور و الإناث ؟ |
| Biraz zorlu bir dönemden geçiyor ve belki hayatında bir fark yaratırım diye düşündüm. | Open Subtitles | مر فقط بأمور صعبة وربما أستطيع إحداث فرق في حياته |
| Denny Moe ve sayısı belli olmayan diğer berberler ve de toplum liderleri sayesinde, kendi toplumlarında bir fark yaratmak için fırsat ve güçlendirme vizyonlarını paylaşan, katılımcılarımızın sadece küçük tansiyonlarını değil, aynı zamanda diğer sağlık sorunlarını da etkileyebildik. | TED | بفضل ديني مو والعدد الهائل من الحلاقين الآخرين وقادة المجتمع الذين تقاسموا رؤية الفرصة والتمكين لإحداث فرق في مجتمعاتهم، كان في استطاعتنا ليس فقط خفض ضغط الدم في عدد المشتركين لدينا، لكن تمكنا أيضاً في التأثير على مؤشرات صحية أخرى. |
| Atıştırmak ile tıkınmak arasında bir fark var. | Open Subtitles | "هناك فرق في تناول وجبات الخفيفه وبين المخاطره في الإكثار " |
| İnsanların külleri arasında hiç bir fark yoktur. | Open Subtitles | لا يوجد فرق في الرماد |
| Hayatlarında bir fark yaratabilirsin. | Open Subtitles | بامكانك صنع فرق في حياتهم |
| Bence arada bir fark var. | Open Subtitles | -أعتقد أنّ هناك فرق في هذا الشأن . |
| Dünyada bir farklılık yaratmak için çabaladı. | Open Subtitles | حاول احداث فرق في العالم |
| Telaffuzlarında bir farklılık var sadece. | Open Subtitles | إنه فقط فرق في اللفظ. |