| Yeter ki giderken kendilerini daha iyi hissetsinler, değil mi? | Open Subtitles | فقط طالما يشعرون بتحسن عندما يغادرون ، أليس كذلك ؟ |
| Yeter ki diğer takımın beklediği yön olmasın. | Open Subtitles | فقط طالما ان الفريق الاخر لا يتوقع ذلك |
| O kadar da kötü bir şey değil Yeter ki, bir kedinin eline geçmeyeyim. | Open Subtitles | ... فقط طالما أن القط لا يمسك بى |
| Tabi ya. Sadece bir tane olabilir. Ben hayatta olduğum müddetçe, başka biri yok. | Open Subtitles | هذا صحيح, لابد أن يوجد واحد فقط طالما أنا حية, لا يوجد آخر |
| Yatak odasında biri saklanmadığı müddetçe sorun yok. | Open Subtitles | فقط طالما لايوجد هناك احد مختبئاً في غرفة النوم |
| Bunlar için hazır olduğunuz sürece, sorun yok. | Open Subtitles | فقط طالما ما أنتم مستعدون لذلك ستكنون على ما يرام |
| - Yeter ki sen öyle olmamı umma. | Open Subtitles | فقط طالما انك لا تأمل |
| Yeter ki sen öyle olduğumu düşünme. | Open Subtitles | فقط طالما انك لا تأمل أني؟ |
| Yeter ki... | Open Subtitles | ... فقط طالما |
| Yani sen yaptıklarından emin olduğun müddetçe. | Open Subtitles | فقط طالما كنت تشعر كل الحق في ذلك. |
| Beni sevdiğin müddetçe sen varsın. | Open Subtitles | فقط طالما لا تزالين تحبني. |
| Silahın olduğu müddetçe sadık kalır. | Open Subtitles | إنه مخلص فقط طالما معك سلاح |
| Güzel ve mutlu göründüğüm sürece sorun yoktu. | Open Subtitles | ..فقط طالما أنني أبدو جميلة وسعيدة |
| Odadan ayrılmadıkları sürece sorun yok. | Open Subtitles | فقط طالما أنها لا تترك هذه الغرفة |
| Castle'ı öldürdüğüm sürece sorun değil. | Open Subtitles | فقط طالما أنال من مقتل كاسل |