| Zaten görevi yerine getirmişti, Ne olur ne olmaz diye... günün konuşmalarını kaydetmeye niyetlenmiştim. | Open Subtitles | لقد أنجز المهمة تماماً كما نويت وسجلنا المحادثة فقط في حال احتجنا لذلك |
| Sadece bazı kitaplar düzenlemek çalışırken, biliyorum. Ne olur ne olmaz. | Open Subtitles | أوه ، تعلمين ، فقط أحاول أن أرتب بعض الكتب ، فقط في حال |
| Çok bilmiş cümleler, Yani,Ne olur ne olmaz. | Open Subtitles | إنها كلمات الحكمة الخاصة بي كما أعتقد .. فقط في حال |
| O yüzden, her ihtimale karşı belki de cemaate girmelisin. | Open Subtitles | ،إذًا، فقط في حال .ربما يجب عليك أن تذهب للكنيسة |
| her ihtimale karşı bana bi çek yazmanız lazım. | Open Subtitles | فقط في حال كنت بحاجة إلى الفتيات يكتب لي شيكا يوم واحد. |
| Ne olur ne olmaz ölürsek ya da bizi yakalarlarsa, bir daha birbirimizi hiç göremezsek söylemek istediğim... | Open Subtitles | فقط في حال لاقينا حتفنا أو أمسكوا بنا ولم نرَ بعضنا البعض أبداً. |
| O yüzden Ne olur ne olmaz, yanınızda Chick'in sevdiği atıştırmalıklardan bulundurun. | Open Subtitles | لذا احرصي فقط أن يكون معك بعض البسكويت المفضل لتشيك في جيبك تحسباً فقط في حال هرب |
| Bilmelisin ki, şok tabancam var Ne olur ne olmaz. | Open Subtitles | اعلمي أنه لدي مسدس صاعق فقط في حال شارلوك بعث لي برسالة |
| Olsun, Ne olur ne olmaz. | Open Subtitles | لنفعلها فقط في حال ماتأكدت منها |
| Ne olur ne olmaz diye | Open Subtitles | فقط في حال اتى طفل صغير الى هنا |
| Ben Ne olur ne olmaz diye hep caddenin üst tarafına park ediyorum. | Open Subtitles | أنا دائماً أوقفها في موقف فقط في حال |
| Ne olur ne olmaz, bizden biriyle karşılaşabilirsin | Open Subtitles | فقط في حال, إذا كنت تلبية واحد منا. |
| Bak. Ne olur ne olmaz diye. | Open Subtitles | انظري، فقط في حال طرأ أمر. |
| Ne olur ne olmaz. | Open Subtitles | فقط في حال نسيتِ |
| Ne olur, ne olmaz. | Open Subtitles | فقط في حال لم أعد |
| Ne olur ne olmaz. | Open Subtitles | . فقط في حال غيرت رأيك |
| her ihtimale karşı alerjin olabilir. | Open Subtitles | فقط في حال كنت تعاني من حساسية أو أيا كان. |
| Ben her ihtimale karşı masanı ayıracağım. | Open Subtitles | حسناً، سنبقي على مكتبك فقط في حال قررتي العودة |
| Peki, yani her ihtimale karşı gerçekse diye bombayı etkisiz hâle getirmek istiyorsun. | Open Subtitles | أوه، حسنا، لذلك كنت ترغب فقط لنزع سلاح القنبلة فقط في حال كان واقعيا. |
| Peki, ben tür sizin için bir araya koymak bu , ya, bilirsin, en Kitap CliffsNotes sadece daha fazla otlar veya iksir şişeleri ya da kristaller, ihtiyaç halinde Shadows , her ihtimale karşı. | Open Subtitles | حسناً ، هذا الصندوق وضعت به بعض الأشياء من أجلك فقط في حال أردت مزيداً من الأعشاب أو زجاجات الجرع أو الكريستالات أو تعلمين ملاحظات من كتاب . الظلال ، فقط في حال |
| her ihtimale karşı, eski bir okul arkadaşım tıbbi sınama tesisi sahibi. | Open Subtitles | فقط في حال غيرتم رأيكم، صديق قديم لي من أيام الدراسة... يدير منشأة فحص طبيّة. |