| Ben de bir avcıyım ama sadece yüz karalarını avlarım. Sen de iyi bir örnek teşkil ediyorsun. | Open Subtitles | أنا صياد أيضا لكنني أصطاد الخراف السوداء فقط وأنت جيد للصيد |
| sadece babamın beni dinlemesini sağlamaya çalışıyordum ama sadece senin futbolun hakkında konuşmak istiyor. | Open Subtitles | لم يكن خطئي. كنت أحاول أن أجعل أبي يصغي إلي لكنه أراد أن يستمع إليك فقط وأنت تتحدث عن الكرة |
| Ve bu sadece ilk oylama. | Open Subtitles | وهو التصويت المبدئي فقط وأنت قلت بنفسك أنّه صُوري |
| Yatağı yeni test ettik ve sen hala çalışıyorsun? | Open Subtitles | لقد إختبرنا السرير فقط وأنت تعملين ثانية؟ |
| Yatağı yeni test ettik ve sen hala çalışıyorsun? | Open Subtitles | لقد إختبرنا السرير فقط وأنت تعملين ثانية؟ |
| sadece sen buradayken kısa ziyaretler, ayak altında dolanmadığı sürece ve bazen de küçük kuşun yuvadan ayrılması gerekecek. | Open Subtitles | زيارات أقصر فقط وأنت هنا فقط إن لم يقف في طريقنا وفي نقطة ما |
| Yani sadece bir yıl bizimleler, onlarla yakınlık kuruyorsun, kendi çocukların gibi oluyorlar. | Open Subtitles | أعني، يكونوا بحوزتك لسنة واحدة فقط وأنت تكوّن تلك العلاقة الشخصية معهم وكأنهم أطفالك، نوعاً ما |
| - sadece ev yolunda anlayabilirsin. | Open Subtitles | تفهمها فقط وأنت فى طريقك للمنزل |
| O sadece ismen kumandan olacaktır. Bunu bilmelisiniz. | Open Subtitles | إنه قائد بالأسم فقط وأنت تعرف ذلك |
| Ben, sadece üzgündüm. Sen de benim için ordaydın. | Open Subtitles | كنت منزعجة فقط وأنت بقيت هنا لأجلي |
| "sadece pipete yemek yiyebilecek ama bir köpeğe pipetle yemek yemesini öğretemezsin aptal olduğu için ölecek ve de tipi kayacak." | Open Subtitles | "وسوف يستطيع أن يأكل التبن فقط... "وأنت لا تستطيع أن تدربه ...على حشر التبن في فمه لذا هو فقط سوف يموت"... |
| sadece davetliler gelebilir, Hanna, sen davetli değilsin. | Open Subtitles | انها حفلة للمدعويين فقط وأنت لست مدعوة |
| Bizim sadece hayal edebileceğimiz, huzur ve güzellik dolu bir dünya kurabilirler. | Open Subtitles | عالم السلام والجمال الذي نحلم فيه فقط وأنت ترغب بمنح حياتك ( جويس ) ْ |
| sadece seni sevecek yalnız seni. | Open Subtitles | ويحبك فقط وأنت لوحدك |
| Anlamadım... Ortada sadece bir ülke var. Siz de ben de, aynı ülkenin vatandaşıyız. | Open Subtitles | ...لا أعلم ما أنت - هناك مدينة واحدة فقط وأنت وأنا مواطنان فيها - |
| Sen sadece git ve özgürsün. | Open Subtitles | تذهب فقط وأنت حر. |
| sadece ben ve sen." | Open Subtitles | انا فقط وأنت |
| Yalnızca bir akşam yemeği değil ve sen de bunu biliyorsun. | Open Subtitles | ،إنّه ليس مجرّد عشاء فقط وأنت تعلمين ذلك |
| Tek bir ipim var ve sen de dağa tırmanmayı bilmiyorsun. | Open Subtitles | لديّ حبل واحد فقط وأنت لا تعرفين كيف تتسلّقين الجبال |
| Bu gösteri davetiyelidir ve sen davetli değilsin. | Open Subtitles | الترفيه يكون للمدعوين فقط وأنت لست مدعو. |