| Git ve onlara kanunu her şeyin üstünde tutan bir adam olduğunu göster. | Open Subtitles | أريهم فحسب نوع الرجال الذي يحترم القانون فوق كل شيء |
| Peki, Eagletonlı Ron biz Pawnee'de sadakati her şeyin üstünde tutarız. | Open Subtitles | حسناً، (رون) إيقلتون نحن هنا في باوني نقدر الوفاء فوق كل شيء |
| her şeyin ötesinde, kişisel gelişimde bu kadar iyi olacağımı kim düşünebilirdi ki? | Open Subtitles | شكرا لكم , انا احاول من كان يعتقد فوق كل شيء آخر انّي سأكون جيّد للغاية في النموّ الشخصي ؟ |
| Lâkin, her şeyin ötesinde, daha fazla yayılmadan şerrin habis tezahürünü kesip atmaktan başka seçeneğim olmadığından, bir cerrah kadar eminim. | Open Subtitles | ... ولكن فوق كل شيء أنا متأكد .... مثل الجراح بأني لا املك خيار سوى استئصال |
| Hepsinden öte. | Open Subtitles | فوق كل شيء |
| Olmadığımız bir şey gibi davranmaktan bıktım. her şeyden önce senden feci halde bıktık. | Open Subtitles | لقد تعبنا من التظاهر بأننا شيء لسنا عليه و لكن فوق كل شيء تعبنا منك |
| Halkımızın ihtiyaçlarını her şeyden üstün tutmamız gerektiğini söylerdi. | Open Subtitles | "هو قال " يجب أن نضع متطلبات شعبنا فوق كل شيء آخر |
| Bilim adamı olmak yerine polisçilik oynuyorlar ve her şeyi çiğniyorlar. | Open Subtitles | كلهم يريدون ان يؤدوا دور الشرطة بدل ان يكونوا علماء و ينتهي الامر بهم بالتعثر فوق كل شيء |
| Bir muhabir olarak, her şeyin ötesinde gerçeğe değer verdim bazen kariyerime zarar verme riskine rağmen ve özellikle 3,5 yıldır ayak basmadığım ülkem olan Amerika'yla olan ilişkime zarar verme riskine rağmen. | Open Subtitles | كمراسلة، كنت دائما أضع الحقيقة فوق كل شيء أحيانا على حساب مسيرتي المهنية وبالتأكيد على حساب علاقتي ببلد مولدي الولايات المتحدة الأمريكية |
| her şeyin ötesinde yüzünüzü ve isminizi bu kutuya koyduğunuzu düşünün sonrasında hayatınızda hiç kimseye güvenmediğiniz kadar Google'a güvendiğinizi göreceksiniz. | TED | تخيل وجهك واسمك فوق كل شيء وضعته في هذا المربع، وستدرك أنك تثق في (غوغل) أكثر من أي كيان آخر في حياتك. |
| Jeffersonian'ın başı olarak Dr. Goodman enstütünün ününü her şeyden önce tutacaktır. | Open Subtitles | و بصفته مديراً لمعهد جيفرسونيون فإن الطبيب جوودمان سيضع سمعة المعهد فوق كل شيء آخر |
| Makyaj, çocuklarını koruyan dünyayla savaşında ona yardım eden ve her şeyden önce onu hep destekleyen bir şeymiş. | Open Subtitles | ، الزينة كانت شيئاً حمى ولداها و ساعدها على أن تقاتل عالمها ، و . فوق كل شيء ، دائماً ما كان يوفر لها الدعم |
| Gizlilik her şeyden üstün tutmak gerek. | Open Subtitles | وضعتها دائماً فوق كل شيء |
| Gönüllüler kanun ve düzeni her şeyden üstün görüyorlar. | Open Subtitles | مجموعات مثل جماعة (ذا مينتمين) تضع القانون والنظام فوق كل شيء |
| Bilim adamı olmak yerine polisçilik oynuyorlar ve her şeyi çiğniyorlar. | Open Subtitles | كلهم يريدون ان يؤدوا دور الشرطة بدل ان يكونوا علماء و ينتهي الامر بهم بالتعثر فوق كل شيء |