| Bunların içersinde, İslam'ın olağanüstü güzellikteki yapısının restorasyonu da dahildir. | Open Subtitles | بما فيها ترميم واحد من أهم الاّثار المقدسة فى الإسلام |
| İslam'ı kabul eden Michael Wolfe 1990 yılında ilk haccını yaptı. | Open Subtitles | أثر أنسابهم فى العام ألف وتسعمائة وتسعون تحول وولف فى الإسلام |
| O bana kutsal savaş yapmamı emretti onun buyruklarının doğruluğunu tüm İslam kabul edinceğe kadar ve tüm dünya adımla titreyene kadar. | Open Subtitles | لقد أمرنى أن اقيم حربا مقدسة حتى يقر كل من فى الإسلام نقاء مزايداته و كل العالم يرتعد أمامى |
| Bir çok Müslüman'a göre İslam'da üç kutsal şehir vardır. | Open Subtitles | أصبحت على قدر كبير من الأهمية المسلمون يقولون أن لهم ثلاث مدن مقدسة فى الإسلام |
| Ardından daha çok insan İslam'a girmeye başladı. Daha çok insan Muhammed'e koştu. | Open Subtitles | ثم دخل الكثير والكثير والكثير فى الإسلام |
| Hacc İslam'ın en etkileyici özelliklerinden biridir. | Open Subtitles | دائما كان الحج من أكثر الأشياء جذبا فى الإسلام |
| Eşcinsellik sadece İslam'da değil her semavi dinde bir suçtur. | Open Subtitles | المثلية الجنسية ليست جريمة فى الإسلام فقط و إنما فى جميع الديانات السماوية |
| İslam'da bulduğun huzur yalan mıydı? | Open Subtitles | هل الطمأنينة التى وجدتها فى الإسلام شيء مزيف؟ |
| İslam inancında peygamber asla böyle biri değildir. | Open Subtitles | ولكن صورة النبى فى الإسلام لم تكن كذلك |
| Bu yüzden hat sanatı İslam'ın en gelişmiş sanatı oldu. | Open Subtitles | فن الخط أصبح فى الإسلام من أرفع الفنون |
| Bu parça İslam'ın altın kuralıdır. | Open Subtitles | هذا القطعة هى القيمة الذهبية فى الإسلام |
| ŞEHADET, İslam'IN İLK ŞARTI | Open Subtitles | (لا إله إلا الله، محمد رسول الله ) الشهادة هى الركن الأول فى الإسلام |
| Ve İslam'da ölümle cezalandırılabilir. | Open Subtitles | و عقوبته فى الإسلام الموت |
| İslam'da da. | Open Subtitles | ولكن فى الإسلام كذلك. |