| Sonunda, 1864 yılında, tazminat umutları Konfederasyon Ordusu'nun Atlanta'daki yenilgisiyle suya düştü. | Open Subtitles | وفي عام 1864 تلاشى أملها بالتعويض مع هزيمة جيش التحالف في أتلانتا |
| Buradaki fıstıklar, Atlanta'daki kızları, birisi suratlarına madeni para çantasıyla vurmuş gibi yaparlar. | Open Subtitles | الآن الفتيات هنا، مثل الفتيات في أتلانتا يبدون كأن شخص ضربهن بكيس من النيكل وأنا لا أقصد انهن مثيرات. |
| Atlanta'daki dedektifle oradaki tecavüzleri konuş. | Open Subtitles | تحدث مع المحقق الذي اعتقله بتهم الاغتصاب في أتلانتا |
| Cole, Atlanta'da becerdiğin o kızı bütün kasabanın duymasını istemezsin değil mi? | Open Subtitles | لا ترغمني علي إخبار البلدة عن الرجل الذي عبثت معة في أتلانتا |
| Kibir yapma Atlanta'da kalan son horoz olsan dahi. | Open Subtitles | لا تحاول إثارة شفقتي حتى وإن كنت أخر ديك في أتلانتا |
| Atlanta'nın en büyük ve en gösterişli yüzüğü seninki olacak. | Open Subtitles | ستحصلين على أكبر وأغلى خاتم في أتلانتا |
| Atlanta'daki suç oranı son birkaç yılda fırladı. | Open Subtitles | معدل الجريمة في أتلانتا ارتفع بشكل كبير جدا في اخر الاعوام |
| Senin yüzünden Atlanta'daki bir iş toplantısına üç hafta geciktim zaten. | Open Subtitles | إنني متأخر ثلاثة أسابيع عن اجتماع عمل في" أتلانتا بسببك أنت |
| Atlanta'daki en şaşkın adam olacağım. | Open Subtitles | سأُفاجأ أكثر من أي شخص في أتلانتا |
| Araştırma için ailesinin Atlanta'daki evine gitmiş olabilirler. | Open Subtitles | قد يكونان ذهبا لمنزل أهلها في "أتلانتا" ليبحثا في المكان |
| Gidip Atlanta'daki şişeleme tesisini kontrol etmem gerek. | Open Subtitles | يجبُ علي الذهابُ لتفقدِ مصنعِ تعبئةِ الزجاجات "في "أتلانتا - تعبئة الزجاجات ؟ |
| Beyler, General Atlanta'daki başarımızdan çok memnun. | Open Subtitles | أيها السادة، الجنرال راضٍ جداً، مع نجاحنا في "أتلانتا". |
| Atlanta'daki cep telefonları, Norfolk'taki askeri üs... | Open Subtitles | هواتف محمولة في أتلانتا ...قاعدة جيش في نورفولك |
| California'daki evimden Atlanta'daki Charlie'yi traş ettim (Gülüşmeler) Cadılar Bayramında şeker dağıttım. | TED | ومن منزلى فى كاليفورنيا، حلقت لتشارلي في أتلانتا. (ضحك) وقمت بتوزيع حلوى الهالوين. |
| Atlanta’daki bu durumu yaşamak istediğim yere ve olmasını istediğim duruma dönüştürmek mümkün müydü? | TED | هل من الممكن أن يتحوَل هذا الوضع في (أتلانتا) إلى نوعية المكان الذي كنت أرغب في العيش فيه؟ |
| Hâlâ Atlanta'da ev alabilir miyiz? | Open Subtitles | وهل يمكننا الإحتفاظ ببيتنا الجديد في أتلانتا ؟ |
| Merhaba Mr. Smith. Atlanta'da gene bir problem var anlaşılan. | Open Subtitles | هناك مشاكل في أتلانتا مرة أخرى هذا ما سمعته |
| Atlanta'da anne ve ikiz kızlarından oluşan bir aile uykuda bıçaklandı ve... | Open Subtitles | حسنا,عائلة في أتلانتا الأم,ابنتين تؤأم طعنوا أثناء نومهن و |
| Atlanta'da benzer yöntemleri kullandığı olaylar mevcut. | Open Subtitles | لديه تاريخ من الاعتداءات المماثلة حيث استخدم نفس الاسلوب في أتلانتا |
| Ve de Atlanta'nın gerçek ev kadınlarını. | Open Subtitles | و ربات المنزل الحقيقيات في أتلانتا |