| Ve mavi gözüken U.K ile kırmızı görünen US arasındaki rekabeti görmekten de keyif alıyorum. | TED | وأنا مسرور لرؤية المنافسة العظيمة بين المملكة المتحدة في الأزرق، والولايات المتحدة في الأحمر. |
| Önce kırmızı yerlere vurun... çünkü eğer sen vurmazsan, rakibin vurur. | Open Subtitles | تذكر دائماً إضرب في الأحمر من البداية لأنك إن لم تفعل ذلك منافسك سيفعل |
| Yahudiler kırmızı girip, pembe çıkar. | Open Subtitles | اليهود يذهبون في الأحمر ويخرج الوردي. هذا هو التقدم. |
| Aslında şirin görünüyorsun. kırmızı sana yakışmış. | Open Subtitles | في الواقع تبدين لطيفة أنت تبدين جيدة في الأحمر |
| kırmızı renkteki 25. bölge olarak gördüğünüz aşırı aktif alanlar diğer bulduğumuz şeydi ve 25. bölge beynin hüzün merkezidir. | TED | الشيء الآخر الذي اكتشفناه كان منطقة ذات نشاط زائد، منطقة رقم 25، تبدو هنا في الأحمر و منطقة رقم 25 هي مركز الحزن في الدماغ |
| (Alkışlar) Burada gördüğünüz kırmızı olanların her biri beslenmeye bağlı hastalıklar. | TED | (تصفيق) كل واحد من أؤلئك في الأحمر هو مرض مرتبط بالغذاء. |
| Burada gördüğün kırmızı titreşimler benim sesim. | Open Subtitles | هذا صوتي يثب حول في الأحمر هنا. |
| İddiaya girerim kırmızı ile daha güzel görünürdün. | Open Subtitles | أراهن أنك تبدين أجمل في الأحمر |
| Turuncu ve kırmızı, nasıl? | Open Subtitles | -اذهبوا وأحصلوا عليها يا أولاد -ضع البرتقالي في الأحمر |
| kırmızı boyalı yerlere vurunca anında öldürürsün. | Open Subtitles | تقتل مباشرةً بالضرب في الأحمر |
| - kırmızı daha iyi olur dedim. | Open Subtitles | -فكرت بأن أخرج في الأحمر . |