| Asıl çabamız Irak'ta oldu ve bize belirtilen görev Irak'ta El Kaide'ye kaybetti. | TED | كان جهدنا مركزا داخل العراق، وكانت مهمتنا المحددة هي قهر القاعدة في العراق. |
| Irak'ta hayatımı kurtardı. Yalan söylemesi için bir sebebi yok. | Open Subtitles | لقد انقذ حياتي في العراق لا حاجة الى أن يكذب |
| Ordu daha yakın zamanda bunlardan birkaç tane Irak'a gönderdi, böylece tepenin çeyrek mil uzağında sahte birlik hareketleri yapabiliyorlar. | TED | لدينا التطبيقات العسكرية – استعملت للتو بعض هذه في العراق حيث يمكنك أن تصدر تحركات وهمية لقوات على بعد ربع ميل على تلة |
| Pazarlarda falan, katırları malla yükleyip Irak'a gönderiyorlar, kaçakçılık için | Open Subtitles | هنا في الأسواق ، يحمّلون البغال بالبضائع لبيعها في العراق وجلب بضائع جديدة |
| İnşallah George Bush, Irak'taki her adam, kadın ve çocuğun kanını içer. | Open Subtitles | على جورج بوش ان يشرب دم كل رجل وامرأه وطفل في العراق |
| Irakta neler olup bittiğinden bahsetmenin ayıp bir yanı yok. | Open Subtitles | ليس هناك عار في الحديث عن الذي حدث في العراق |
| Irak'tan ayrıldık çünkü Irak'ta hiçbir şeyimizi kalmamıştı. Irak ölüyor. | Open Subtitles | لقد تركنا العراق لأنه لم يتبقى لنا شيئاً في العراق.. |
| " Şimdiyse krize girdiler ve kendilerini Irak'ta gibi hissediyorlar " | Open Subtitles | ♪ الآن هم في شق ويجعلنا ذلك كأننا في العراق ♪ |
| 11 Eylül'den sonra ölüm listesinde yedi kişi vardı Irak'ta ise iskambil kağıtlarında 55 kişi Afganistan'da binlercesi bulunuyordu. | Open Subtitles | بعد الـ11\9 كان هناك 7 أشخاص في قائمة القتل. في العراق 55 ضمن مجموعة الكروت، في أفغانستان أصبحوا ألوفًا. |
| Irak'ta sıhhiyedeyken, el yapımı bir bomba patladı, üç kişi öldü. | Open Subtitles | عندما كنت مسعفًا في العراق انفجرت عبوة ناسفة قتلت ثلاثة أشخاص |
| Gördüğünüz gibi, savaş mağlubu bir Irak'ta büyüdüm ve sadece bir yüzünü gördüğümüz savaşların iki yüzü olduğuna inanıyorum. | TED | ترون ، لقد نشأت في العراق والحرب تمزقها ، و أعتقد أنه هناك وجهين للحروب و نحن نرى فقط وجهاً واحداً لها. |
| Irak'ta bir gece, üslerimle birlikte bir ekranın önünde durduk ve birliklerimizden birinin açtığı ateşi seyrettik. | TED | كنت اقف ذات يوم امام شاشة في العراق مع احد كبار الضباط وكنا نشاهد معركة تجري بين قواتنا والعدو |
| Babam, Irak'a yasa dışı olarak ev inşa etmiş olabilir. Tasvip etmiyorum. | Open Subtitles | ربما شيد أبي منازل غير شرعية في "العراق", و هذا ليس رائعاً |
| Irak'a gitmeden önce NBA'de oynuyordu. | Open Subtitles | لقد كان على وشك ان يتم ترشيح للعب في بطولة السلة للمحترفين عندما تم ترحيله للخدمة في العراق |
| Peki, Irak'a üç kez mi gittiniz, Yüzbaşı? | Open Subtitles | إذاً, هذه هي رحلتك الثالثة في العراق أيها الكابتن؟ |
| İnşallah George Bush, Irak'taki her adam, kadın ve çocuğun kanını içer. | Open Subtitles | على جورج بوش ان يشرب دم كل رجل وامرأه وطفل في العراق |
| İki yıl sonra, diğer bir savaşın haberini yaptım - Irak'taki savaşın. | TED | وبعد ذلك بعامين، غطيتُ حربا أخرى، الحرب في العراق. |
| 9 yıl önce, Irak'taki elektrik altyapısını tekrar oluşturmak için Amerikan hükümeti adına çalıştım. | TED | قبل تسع سنوات، عملت للحكومة الأمريكية في العراق للمساعدة في إعادة تركيب البنية التحتية للكهرباء |
| Sharon gizli operasyonlarımız için Irakta görevli biriydi. Körfez savaşı sırasında. | Open Subtitles | شارون عين في العراق كجزء من عملياتنا العسكرية السرية أثناء حرب الخليج |
| Irak da, onun yüz okuma tekniklerini, isyancıları belirlemekte kullanırdık. | Open Subtitles | في العراق كنـّا نستخدم أساليب قراءته للوجه للمساعدة في التعرُّف على المُتمردين. |
| Ekmek Suriye ve Iraktaki... ...çiftçiler tarafından icad edildi. | TED | لقد تمّ اختراعه من قِبل المزارعين في العراق وسوريا على وجه الخصوص. |
| Doğum sırasında Irak'taydı. Ama konuştuk. | Open Subtitles | كان في العراق عندما أنجبتها، ولكننا تحدّثنا عن ذلك. |
| Son zamanlarda üzerinde çalıştığımız ana konulardan birisi tıbbi aletler ve apaçık bir ortak nokta görülemese de tıbbi aletler ile Irak’ın elektrik şebekesi arasında bazı ortak noktaları var. | TED | أحد االمشاريع المهمة التي نعمل عليها حديثا هو أجهزة طبية, وقد لا يكون واضحا أن تلك الأجهزة الطبية لديها شيء مشترك مع شبكة الكهرباء في العراق هنالك بعض القواسم المشتركة |