| Gariptir ki, dükkanda yaptığın konuşma, - bana babamı hatırlattı. | Open Subtitles | غريب , الطريقة التي تحدثتي بها في المتجر ذكرتني به |
| dükkanda beni uyarmak istediğin başka bir ürünün var mı? | Open Subtitles | أهناك أي منتوج آخر في المتجر ترغب في تحذيري عنه؟ |
| Nihayet ödediğimiz borçlar, eski sevgililerden gelen mektuplar Mağazada harika gözüken ama göğüslerinizi terleten ve kesinlikle tartışmaya değmeyen deri bir yelek. | Open Subtitles | الديون التي دفعناها أخيرا أو رسائل من صديق قديم سترة جلدية كانت تبدو رائعة في المتجر ولكنها سببت تعرقا ولم تكن تستحق |
| dükkânda babanın başına sürekli acayip şeyler geldiğini söylediğini hatırlıyor musun? | Open Subtitles | أتذكر في المتجر عندما قلت بأن هناك أشياء غريبة تحدث لوالدك؟ |
| Dükkandaki her şeyin üzerinde kırmızı nokta var sanıyordum. | Open Subtitles | حسبت أن كل شيء في المتجر كان به نقطة حمراء |
| mağazadaki kadınlar, beden ölçülerin hakkında falan bir sürü soru sordu. | Open Subtitles | السيدات في المتجر سألنني كافة انواع الاسئلة عن قياسك وكل شئ |
| En korkunç kısmı ise çocuklarımı unuttum ve bütün gece markette kaldılar. | Open Subtitles | الجزء المريع هو أنني نسيت أولادي و تركتهم طوال الليل في المتجر |
| Ve dükkanda çalışmak çok zor olduğundan, okula gitmeyi severdim; cennet gibiydi. | TED | و لأن العمل في المتجر كان في غاية الصعوبة أحببت الذهاب الى المدرسة، كانت المدرسة جنة لي. |
| dükkanda değil, ayrıca bu gece bir toplantı yok! Siyasi toplantı da yok. | Open Subtitles | ليس في المتجر ولا يوجد اجتماع الليلة لا يوجد اجتماع سياسي |
| dükkanda dilimlerdim. | Open Subtitles | يجب أن تطهـِّري الجرح. أنا معتادة على ذلك بسبب عملي في المتجر. |
| Mağazada her gün hayatlarını, hayallerini planlayan mutlu çiftler görüyordum. | Open Subtitles | رأيتهم كل يوم في المتجر زوجان سعيدان يخططان لحياتهم وأحلامهم |
| Mağazada ne olduğunu biliyorum, çünkü mağazalar hemen hemen aynı. | Open Subtitles | حسناً, إذاً اعلم ما يوجد في المتجر لأنها كلها متطابقة |
| Sorun tabii ki şudur, Mağazada yaptığınız karşılaştırmayı bir daha asla yapmayacaksınız. | TED | والمشكلة، بالطبع، هي المقارنة التي قمت بها في المتجر هي مقارنة لن تقوم بها بتاتاً مرة أخرى. |
| dükkânda ya da poligonda sıra dışı bir şey olmuş muydu? | Open Subtitles | هل من نشاط غير مألوف في المتجر أو في ميدان الرماية؟ |
| dükkânda çalışmayı oldukça seviyorum ama sonsuza dek orada kalmayı da istemiyorum. | Open Subtitles | إنّي أحب العمل في المتجر تماما، لكني لا أريد البقاء هناك للأبد. |
| Dükkandaki işi bulmamı sağladığın için sağ ol. | Open Subtitles | شكرا لمساعدتك لي في الحصول على عمل في المتجر |
| Evet. Dükkandaki adam, bunun en az bakım gerektiren şey olduğunu söyledi. - Teşekkür ederim. | Open Subtitles | أجل، قال العامل في المتجر إنها أقل شيئ يحتاج إلى عناية شكراً لك |
| Lionel, mağazadaki adam bana kartını verdi. | Open Subtitles | ليونيل , هناك رجل اعطاني بطاقته في المتجر |
| mağazadaki adam bir tane daha önerdi. Bunu sen de seversin. | Open Subtitles | الرجل في المتجر أراني واحد آخر أنت ستحبه |
| markette kavga çıkardı. | Open Subtitles | نعم، إنه لديّ هنا لقد بدأ قتال في المتجر العام |
| Annem Marketteki garip kadının süper taklidini yaptı. | Open Subtitles | للفتاة الغريبة التي في المتجر أجل أعرفها ، فلنسمع إذاً |
| Çok yoksullar için plastik atık kullanarak her şeyin satın alınabileceği dünyanın en büyük mağaza zinciriyiz. | TED | نحن أكبر سلسلة متاجر في العالم تخدم الفقراء للغاية، حيث يمكن شراء أي شيء في المتجر مقابل المخلفات البلاستيكية. |
| mağazanın birinde kartının reddedilmesi gibi bir şeyi hiç yaşamamış. | Open Subtitles | لم يشعر أبداً بشعور أن يملك بطاقة إئتمان فارغة في المتجر |
| Dükkândaki adamı vurmanız için seni ve arkadaşını kim kiraladı? | Open Subtitles | لقتل الرجل في المتجر ؟ لا أعرف ما تتحدث عنه |
| Bilirsin işte, Zoey mağazaya çevre dostu çiçek reyonu açmak istiyor. | Open Subtitles | اتعلم ، زوي تفكر في فتح قسم ازهار صديق للبيئة في المتجر. |
| Bugün Vork Benç'te çok güzel kıçlar var. | Open Subtitles | هناك من يعبث في المتجر اليوم |
| Aradığında marketteydim, ve senin için getirebileceğimi düşündüm. | Open Subtitles | كنت في المتجر عندما اتصلتي لذا فكرت في أن أجلبها لكي |
| Hayır, yalnızca Alışveriş merkezinde fotoğraf çekiyordum ve seni camdan gördüm. | Open Subtitles | لا, فقد كنت فقط أخذ صوراً في المتجر, ورأيتك عبر النافذة. |