| Bu yüzden Don'u Stadyumda bıraktım ve biraz almak için buraya geldim. | Open Subtitles | لذلك تركت دون في الملعب, وانا اتيت الى هنا للحصول على البعض |
| oyun parkında toplanıp seansları orada yapabiliriz top sektirmece oynarken. | Open Subtitles | يمكن أن أقوم بالجلسة في الملعب, أثناء السباق بإرتداء الأكياس. |
| Siz Parkta olanları anlattıktan sonra eski okulunu aradım. | Open Subtitles | بعدما تحدثتم معي عن الفتاة التي كانت في الملعب |
| sahaya adımımızı attığımızda, geçen her saniyede, pedallara tüm gücümüzle basacağız. | Open Subtitles | عندما تكونون في الملعب .. كل ثانية تمر تزداد إهانتهم لنا |
| Siz hıyarlar beni sahada yenemediniz, burada mı yenmeye çalışıyorsunuz yani? | Open Subtitles | هل الاحمق الذي لم يستطع هزيمتي في الملعب يستطيع هزيمتي هنا؟ |
| Stadyumun bir yerine bomba saklamış. | Open Subtitles | إه يخفي قنبلة في مكان ما في الملعب |
| Hazır olduğunda, ben Kortta olacağım. | Open Subtitles | عندما تستعدين, سأكون في الملعب. |
| Muazzam ticari ve kültürel çıkarımlara sahip inanılmaz derecede güçlü bir dinamik oyunda. | TED | ديناميكية قوية للغاية لها آثارها الضخمة التجارية والثقافية هي في الملعب. |
| Esrar altkurulu toplantısı, 15 dakika içinde futbol sahasında . | Open Subtitles | اجتماع اللجنة الفرعية لتدخين الحشيش في الملعب بعد 15 دقيقة |
| Küçükken diğer çocuklar gittikten sonra oyun alanında daima tek başıma ölen annemi düşünerek otururdum. | Open Subtitles | عندما كنت صغيراً أعتدت أن أجلس وحيداً في الملعب بعد ذهاب باقي الأطفال |
| Evet dediler, saha içinde yürümek epey gayret gerektiren bir iştir. | TED | لقد قالوا نعم، المشي في الملعب هو ممارسة الرياضة البدنية الشاقة. |
| Stadyumda futbol maçı izlemek. Ama bence bir öğleden sonrasını | TED | أن تشاهد لعبة كرة قدم في الملعب. لكن أظن أنها طريقة صحيحة تماما |
| Çocukken Stadyumda limonata satardım. | Open Subtitles | شراب الليمون. اعتدت على بيعه من في الملعب عندما كُنْتُ طفل. |
| Bütün takım hazırdır. Ama oyuncuların yanı sıra, Stadyumda hiç kimse yok. | Open Subtitles | و لكن إلى جانب اللاعبين ليس هناك أحد آخر في الملعب |
| MT: Ve onlar, canlı hayal gücünün oyun parkında çalışırken, o onları atölyesinde inşa etti. | TED | م. ت: وحين تشتغل في الملعب الحي لمخيلته، كان يبنيها في ورشته. |
| Oliver bana geçen hafta oyun parkında sana, seninle yaşayıp yaşayamayacağını sorduğunu söyledi. | Open Subtitles | قال لي أوليفر الأسبوع الماضي في الملعب أنه سألك إن كان باستطاعته العيش معك |
| Neyse, 8'de Parkta toplanacaktık. | Open Subtitles | على اي حال,سنلتقي جميعنا في الملعب عند الساعة 8 |
| Parkta birkaç öpücük kazandırmıştı bana. | Open Subtitles | لقد جعلني أحصل على بعض القبلات في الملعب. |
| - Mud Dogs hucum takimi sahaya girdi. - Tamam hadi.Basaracagiz. | Open Subtitles | ينتشر دفاع كلاب الوحل في الملعب حسناً،هيا بنا ورفسة من بعد 3 ياردات |
| Ben rakip sahaya gitmeyi seviyorum. Benim oyunum böyle. Açık oynuyorum. | Open Subtitles | أحب التقدم في الملعب هذه طريقتي في اللعب، اللعب المفتوح على اتساع |
| Belki de bu tanımı duyduğunuzda, aklınızda sahada görmeye alışık olduğumuz sakatlıklardan olduğu için sporlar ve profesyonel sporcular canlanıyor. | TED | وعندما تستمع لهذا التعريف، قد تفكر بالرياضة والرياضين المحترفين، وبما أنهُ نوع الإصابات الذي عادةً ما نراه في الملعب. |
| Stadyumun her yerinde hissedebilirsiniz. | Open Subtitles | هل يمكن أن تشعر به في الملعب كله. |
| Kortta beklerim ben. Birkaç servis atıp ısınırım. | Open Subtitles | سأنتظرك في الملعب لتحمية إرسالاتي .. |
| Her oyunda günde 4x400 koşacak bir elemana ihtiyacım var | Open Subtitles | اريد ان تبدأ بالركض في الملعب 4 مرات يوميا |
| Belki top sahasında belki de evinden markete bisikletiyle giderken. | Open Subtitles | رُبما في الملعب. أو يركب دراجة منزله من محل البقالة. |
| Birkaç şey Yankees fırlatışları, oyun alanında Ben Hatfield'i öldürmen. | Open Subtitles | زوجين من الأشياء يانكيز نصب التناوب، و لك بقتل بن هاتفيلد في الملعب. |
| MS: saha içinde yürümek maçın bir unsuru değil mi? | TED | مايكل: السير في الملعب ليست جزءاً من لعبة الغولف؟ |
| Golcü. sahadaki en ufak tefek oyuncu, golcüler değil mi? | Open Subtitles | أنه الهدّاف , هذ أصغر الموجودين في الملعب صحيح ؟ |