| gölde yüzmenizi ve 10 kişiye "seni seviyorum" demenizi istiyorum. | Open Subtitles | اريدك ان تسبح في بحيرة واخبر 10 اشخاص بأنك تحبهم |
| gölde üç ay boyunca kaldığına kimse inanamazdı. | Open Subtitles | لن يحزر أحد أنك أمضيتي ثلاثة أشهر في بحيرة |
| Union Gölü'ne akan bir ırmağın kenarındaki tekne evimde yaşadığımdan bu bana tamamıyla mantıklı geliyor. | TED | بما أني أعيش في منزلٍ عائم على نهرٍ جارٍ في بحيرة ليك يونيون، هذا الأمر يبدو معقولا تماما بالنسبة لي. |
| Dışarısı fırın gibi olduğuna göre Krater Gölü'ne gidip, biraz yüzebiliriz, Diye düşündüm. | Open Subtitles | الجو شديد الحرارة بالخارج لذا كنت أفكر بالذهاب للسباحة في بحيرة كريتر |
| Lake Monroe'da arabası olmayan tek son sınıf erkek öğrencisi benim. | Open Subtitles | قطعا انا الشاب الوحيد في بحيرة مونري الذي لا يملك سيارة |
| Bu hikâyenin Okeechobee Gölü'nde başlamasını istedim, Everglade sisteminin atan kalbi. | TED | وأود ان تبدأ القصة في بحيرة اوكيشوبي، القلب النابض لنظام الايفيرجليد. |
| Evet, kızın boynuna ipi geçirdi, onu boğdu ve cesedini donmuş göle attı. | Open Subtitles | نعم، لقد وضعت حبلاً حول رقبتها، وقامت بشده، ورمت بجثتها في بحيرة متجمدة. |
| Crystal Göl'de Katil Cesedi Bulunamadı | Open Subtitles | قاتل في بحيرة كريستال لم يتم العثور على جثته |
| gölde intihar etmenin şairane olacağını söylemen umurumda değil. | Open Subtitles | لَكنِّي لا أَهتمُّ بماتَقُولُ حول إنتحار في بحيرة قد يَكُونَ شاعريا |
| Çocuklar siz bu şeyi gölde falan mı sürdünüz? | Open Subtitles | هل وقعت هذه السيارة في بحيرة أو ما شابه؟ |
| Gözlerinin, kutsal bakirelerin saraylarindaki gölde bulunan janjanli nilüferler gibi parildadigini söyle. | Open Subtitles | وقل لها أن عيناها تشعان كزهور الزنبق المتلألئة في بحيرة قصر الحوريات السماوية |
| Bu topu Michigan Gölü'ne yollayacağım. | Open Subtitles | أنا ستعمل صفعة أن الكرة في بحيرة ميشيغان. |
| Kaynak cihazıyla erit ve Michigan Gölü'ne at. | Open Subtitles | امضِ عليه بسيارتك مرِّر عليه حِمْلاَجُ الِّلحام و ارمِه في بحيرة ميتشجن |
| Alev Gölü'ne atılan Deccal'in resmi. Son tablo. | Open Subtitles | إنّه الوحش وهو يُطرح في بحيرة النار، إنّه المشهد الأخير |
| Pretty Lake vatandaşları bildiğiniz gibi, durumun şiddeti giderek artıyor. | Open Subtitles | أيها المواطنون في بحيرة الجمال كما تعلمون الوضع يزداد سخونة |
| Fakat son zamanlarda Pretty Lake'de olduğumuza göre hiçbir şey kesin değil. | Open Subtitles | ولكن مما نراه الآن في بحيرة الجمال لا يوجد شيء مضمون حقاً |
| Salt Lake'deki herkese selam söyle. Seni görmek güzeldi. | Open Subtitles | قل مرحباً لكل من في بحيرة الملح سعيد برؤيتك |
| Tüm çocukların ortalamanın üzerinde olduğu Wobegon Gölü'nde yaşamak istiyoruz. | TED | نحن نريد ان نعيش في بحيرة وبيجون حيث الاطفال جميعهم اذكياء فوق المعدل |
| Volta Gölü'nde 4,000'den fazla çocuğun köleleştirildiği tahmin ediliyor. Burası dünyanın en büyük suni gölü. | TED | يُقدّر أنه يوجد أكثر من 4.000 طفل مًستعبَد في بحيرة فولتا، أكبر بحيرة في العالم صنعها الإنسان. |
| Bu sanki göle taş atmak gibi... farkı ise bunda dalgalar zamanda oluşuyor. | Open Subtitles | كأننا نلقي بحجر في بحيرة فتحدث تموجات لكنها الآن تموجات في الزمن |
| Birisi onu küvette öldürmüş de sonra cesedi göle atmış gibi. | Open Subtitles | شخص ما قَتلَه، يَحْبُّ في حوض حمام، ثمّ تَخلّصَ من الجسمِ في بحيرة. |
| Yaklaşık 30 yıl önce Crystal Göl'de boğuldu. | Open Subtitles | غرق في بحيرة كريستال قبل 30 سنة |
| Göl'de trajik şekilde boğularak hayatını kaybetti. | Open Subtitles | غرق بطريقة مأساوية في بحيرة جبلية. |
| Hatta buna benzer bir hadise Venezuela'da Maracaibo gölünde yıllarca meydana geldi. | Open Subtitles | في الحقيقة نفس الشيء حدث في فنزويلا لعدة سنوات في بحيرة ماراكايبو |