| Albay Sandauer. Tanz'ın süitinde uyumamı istiyor. | Open Subtitles | كولونيل سانداور ، اٍنه يريدنى أن أنام أسفل في جناح جنرال تانز |
| Şu sıralarda kadınımla birlikte bir balayı süitinde olduğunuzu sanıyordum. | Open Subtitles | اعتقدتُكَ ستكونُ في جناح شهر العسل مع امرأتي الآن |
| Şu gey koğuşunda her ayın ikinci pazar günü bir şarkı müsameresi yapılırdı. | Open Subtitles | في جناح المنحرفين كنا نقيم حفلة غناء مرة في الشهر، ثاني يوم أحد |
| Kendimi hayatımın büyük bir bölümünü bir hastanenin arka koğuşunda geçirmiş olarak bulabilirdim ama hayatım o şekilde ilerlemedi. | TED | وربما انتهى بي الأمر بقضاء معظم حياتي في جناح الخلفي للمستشفى، لكن حياتي لم تتحول هكذا. |
| Onların muayene odasında bulunmaları kaderin bir oyunu sonucudur. | TED | حضورهم في جناح الاستشارة ونتيجة للرافعات والسهام من ثروة الفاحشة. |
| -Lester, çocuk bölümünde haftanın 5 günü gönüllü çalışıyor. | Open Subtitles | ليستر، تطوعت خمسة أيام في الأسبوع في جناح للأطفال. |
| Bu süreyi revirde geçirebileceğine karar verdik. | Open Subtitles | لِذا قَررنا أنهُ يُمكنكَ البَقاء في جناح المَرضى حتى ذلكَ الحين |
| Hastane koğuşundaki patırtı, dram ve ölümler arka planda kaybolurken bizim dünyamızdaki her şey yavaş ve hassas hale geldi. | TED | كل شيء في عالمنا أصبح بطيئا وحانيا حين كانت تتلاشى الجلبة، والحزن والموت في جناح المستشفى في الخلفية. |
| Hâlâ Servis cebinde yaşıyor olabilirler mi? | Open Subtitles | هل من الممكن أن يكونوا أحياء في جناح الصيانة الآن ؟ |
| Penthouse kral süitinde sabaha, belki de öğleden sonraya kadar bırakmak istemeyeceği bir kadınla olduğuna seni temin ederim. | Open Subtitles | في جناح في فندق الامبراطورية مع امرأة , أؤكد لك أنه لن يغادر حتى الصباح , ربما حتى لبعد الظهر |
| Sadece kalan zamanımı Princeton'da kemoterapi süitinde geçirdiğimi hayal edemiyorum. | Open Subtitles | لا استطيع ان أتخيل تمضية وقتي المتبقي في جناح العلاج الكيماوي في مشفى برينستون |
| Sadece kalan zamanımı Princeton'da kemoterapi süitinde geçirdiğimi hayal edemiyorum. | Open Subtitles | لا استطيع ان أتخيل تمضية وقتي المتبقي في جناح العلاج الكيماوي في مشفى برينستون |
| Joe ile 13 yıl önce Londra'da Wormwood Scrubs yüksek güvenlikli hapishanesinin müebbet koğuşunda tanıştım. | TED | وقد قابلته قبل 13 عاماً في جناح المحكوم عليهم مدى الحياة في سجن وورم وود سكربس ذو الحراسة المشددة في لندن |
| Mezuniyetten beri kronik hastalar koğuşunda. | Open Subtitles | لقد كان في جناح الأمراض المزمنة منذ التخرج |
| Eminim hastane koğuşunda yardımınıza ihtiyaç duyarlar. | Open Subtitles | أُراهِن أنهُم سيستفيدونَ من بعض المُساعدَة في جناح المشفى |
| Lincoln odasında bir gece geçirmesi karşılığında onların bağışta bulunmasını sağlıyor. | Open Subtitles | مُقابلَ قضاءِ ليلةٍ في جناح غُرفة نوم لينكولن |
| odasında, sonra buraya getirildi. | Open Subtitles | في جناح العناية المشددة قبل أن يحضر لهنا |
| Muhtemelen üretim bölümünde onu beceriyordur. | Open Subtitles | لا بد أنّه قيد مضاجعتها في جناح الفواكه والخضروات |
| Çok geçmeden psikoloji bölümünde ölmüş. | Open Subtitles | وبعدها بفترة قليلة مات في جناح المرضى النفسيين |
| Kuttner revirde gözetim altında. | Open Subtitles | وكوتنر موضوع تحت المراقبة في جناح المرضى |
| Hücrelere girerler, genç çocukları alırlar, ve onları kaçıklar koğuşundaki hidroterapi bölümüne getirirlerdi. | Open Subtitles | كانوا يأتون للزنزانات و يمسكون بالشبّان و يذهبون بهم لقسم المعالجة المائية في جناح الأمراض النفسيّة |
| Hâlâ Servis cebinde yaşıyor olabilirler mi? | Open Subtitles | هل من الممكن أن يكونوا أحياء في جناح الصيانة الآن ؟ |
| "dedi. Omurilik servisinde yapacak fazla bir şey oladığından biz de yaptık. | TED | حسن، لم يكن هناك الكثير لنفعله في جناح العمود الفقري، ولهذا فعلنا ذلك. |