İçinde sanki sosis varmış gibi görünüyor, ama sebze doldurmuşlar. | Open Subtitles | يبدو انه هناك في داخلها خبز, لكنه في الحقيقة خضروات |
- Seni burada tutmak istiyorum. - Onun içinde ölmek istemiyorum. | Open Subtitles | انا اريدك ان تبقي هنا لا استطيع اني اموت في داخلها |
Onu bulursan, içinde durduğu çemberin dışına çıkart ve orada işini bitir. | Open Subtitles | لو وجدته,يجب أن تخرجه من الدائره التي هو في داخلها وتقتله هناك |
İçindeki parayla birlikte kasa geldiğinde öğle yemeği de gelmişti. | Open Subtitles | بعد إحضار وجبة الغداء عند وصول الخزانة والمال في داخلها |
- İçlerinde sen de vardın. - Öyle mi? | Open Subtitles | -وأنتِ كنتِ في داخلها ـ حقاً؟ |
Ve şimdiye kadar içerisinde bir hayat belirtisi görülmedi. | Open Subtitles | وحتى الآن ليس هناك أي علامة على الحياة في داخلها. |
O zaman bu üssü biz de içindeyken toprağa gömecekler. | Open Subtitles | عندها سيدفنون هذه القاعدة و نحنُ في داخلها |
Bu bir komşu galaksinin resmi. İçinde bizim Güneş'imiz gibi 100 milyar yıldızı olan bir galaksi. | TED | هذه صورة لمجرة ، مجرة معتادة مع 100 مليار نجم مثل الشمس في داخلها |
Uçak 12:00'de kalkıyor, ve ben planladığım gibi içinde olacağım. | Open Subtitles | تغادر الطائرة في الساعة 12: 00 ، و في داخلها انوي ان اكون. |
Uçak 12:00'de kalkıyor, ve ben planladığım gibi içinde olacağım. | Open Subtitles | تغادر الطائرة في الساعة 12: 00 و في داخلها انوي ان اكون |
Onun, en büyük, en büyük değilse bile kendi kuşağının en büyük aktristi olma özelliğini ... içinde barındırdığını anlamakta yetersiz mi kalıyorsun? | Open Subtitles | هل أنت غير قادر على فهم هذا لديها في داخلها ما يجعلها من الأعظم أن لم يكن أعظم ممثلة في جيلها؟ |
O çok güzel. Çok genç. İçinde Tanrıların gücü var. | Open Subtitles | هي جميلة, هي صغيرة وبالرغم من ذلك في داخلها قوة عظيمة |
Motor çalışırken anahtarı arabanın içinde mi bıraktın? | Open Subtitles | هل تركت مفاتيح السيارة في داخلها بينما المحرك يعمل؟ |
Ormanı açıyor, içindeki ağaçları açığa çıkarıyor. | TED | كأنها تنظف الغابه وتكشف الأشجار في داخلها. |
İçindeki en gizli sırlara sahip olmak istiyor. | Open Subtitles | انه يريد أن يملك أكثر الأشياء سرَاً في داخلها انه ملعون الى الأبد |
Bir ampülün içindeki telin uzun süreliğine kızarabilmesi boşluk içermesi sayesindedir. | Open Subtitles | الأسلاك التي داخل المصباح الكهربائي يمكن أن تتوهج لفترات طويلة لأنها تحتوي في داخلها فراغ. |
Hemen bu kimyasal'dan edindim, küveti onunla doldurup yüzümü içine soktum. Ve Onun içinde nefes almaya çalıştım, elbette ki bu imkansızdı. | TED | لذا ، حصلت على تلك المادة الكيميائية ملأت الحوض منها، ووضعت وجهي في الخزان وحاولت أن أتنفس في داخلها وقد كان ذلك من المستحيل حقا |
Onun içinde...bir hüzün var. | Open Subtitles | هناك حزن.. في داخلها. |
Onun içinde kara büyü var. | Open Subtitles | لديها سحرٌ مظلم في داخلها |
İçerisinde o şeyler varken, nasıl olur da yiyebilirsin? | Open Subtitles | لا ادري كيف ياكلون هذه دون ان يعرفوا المصنوعة في داخلها |
Ben içindeyken beyaz bir odadan ibaretti. | Open Subtitles | عندما كنت في داخلها كانت عبارة عن غرفة بيضاء |