| Elinde ne var, nerededir veya Sydney'de onunla ne yapacak bilmiyoruz. | Open Subtitles | لأننا لا نعرف ما ذا لديه أين حصل عليه , أو ماالذي يفعله في سيدني بهذا الشئ |
| Sydney'de 3 Milyon ve Avustralya'da 17 Milyon insan gelecek birkaç gün içinde Bellerophon'a ihtiyaç duyacak. | Open Subtitles | هناك ثلاثة ملايين فرد في سيدني و17 مليون فرد في أستراليا سيحتاجون البلروفون خلال بضعة أيام |
| Sidney'de genç Müslüman bir adam akıl hocasının yardımıyla Bankstown'da bir şair atışması başlattı ve şimdi büyük bir olaya dönüştü. | TED | شاب مسلم في سيدني انتهى به المطاف باستعمال مساعدة معلمه من بدء مجموعة شعرية للصلام في بانكستاون وهي كبيرة جدا الآن. |
| Treehugger, Sidney'de Grumpy Sailor and Finch ile şu an üzerinde çalıştığımız bir proje. | TED | معانق الشجرة هو مشروع نعمل عليه بمعية مع غرمبي سيلر وفينتش للتجهيزات، هنا في سيدني. |
| 600 mil uzakta Melbourne'de hayata gözlerini yumduğunda ben Sydney'deki bir otel odasında duş alıyordum. | TED | كنت استحم في غرفة في فندق في سيدني في الوقت الذي ماتت فيه على بعد 600 ميل في ميلبورن. |
| Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm. | TED | تم نقلي جواً من مكان الحادث بواسطة هليكوبتر الإنقاد إلى وحدة عمود فقري محترمة في سيدني. |
| Bu değil ha? Karın ve dört çocuğun var Sydney'de. | Open Subtitles | لا ليس كذلك عندك زوجة وأربعة أطفال في سيدني. |
| Bu benim kartım. Sydney'de herhangi bir şeye ihtiyacın olursa aramaktan çekinme. Teşekkür ederim. | Open Subtitles | إليك كارتي , إذا احتجت أي شئ في سيدني , هاتفني |
| Onunla Sydney'de tanıştığımız ilk gece bir fotoğrafımı çekmişti. | Open Subtitles | التقط صورة لي اول ليلة التقينا بها في سيدني |
| Sydney'de fakir bir yerde büyüdüm. | Open Subtitles | لقد ترعرعت في شقة عادية في سيدني |
| Tabutun Sydney'de uçağa konması gerekiyordu ama konmamış. | Open Subtitles | كان من المفترض أن يكون التابوت في الطائرة في "سيدني" لكنّه لم يكن |
| Hey, babam Sydney'de bir yapım önerdi. -Öyle mi? | Open Subtitles | أبي عرض علي مشروعاً إنتاجياً هنالك في "سيدني", حقاً؟ |
| Kulüpteki o gece, Sidney'deki diğer kulüplerdekine kıyasla en uzun süren gece olmuştu. Sonrasında Avustralya'nın en büyük müzik festivalinde DJ'lik yaptık. | TED | أصبحت تلك الليلة أطول ليلة نادٍ أسبوعية في سيدني. وصرنا كمنسقي موسيقى نعزف في أكبر المهرجات الموسيقية الأسترالية. |
| Yeni kulübünü Sidney'de açacak ve onunla oraya gitmemi istiyor. | Open Subtitles | وسوف يفتتح نادي جديد في سيدني ويريد مني الذهاب معه الى هناك |
| En genişinin Sidney'de bir deposu var. Şimdi oraya doğru gidiyoruz. | Open Subtitles | أكبر مُشتري لديه مخزن في "سيدني" نحن متجهون إلى هناك الآن |
| Ama bu daire Sidney'in gün batımını görüyor. | Open Subtitles | لكن هذه الشقة يمكنك من خلالها رؤية غروب الشمس في سيدني |
| Senin yaşlarındayken annemle birlikte Sidney'de yaşıyordum. | Open Subtitles | عندما كنت عن عمرك كنت أعيش في سيدني مع أمي، وجدتك |
| Video çekildikten birkaç saniye sonra, Beijing'deki insanlar Sydney'deki insanlar, Amsterdam'daki insanlar, Washington D.C.'deki insanlar bunu izliyordu. | TED | بعد ثوان من أخذ هذا الفيديو أناس في بكين وأناس في سيدني, وأناس في أمستردام وأناس في واشنطون العاصمة كانو يشاهدون هذا |
| En azından Sydney'deki noter için durum böyle. | Open Subtitles | على الأقل هذا هو الطريق لكاتب العدل في سيدني |
| - Sydney'deki kız arkadaşınıza sevgilerimi iletin efendim. | Open Subtitles | بلغ تحياتي الى صديقتك في سيدني سيدي سأفعل يا سيد شكرا |
| Birkaç haftalığına Sydney'deki Five Eyes konferansına gideceğim. Dönerken Hawaii'ye uğrarım. | Open Subtitles | أنا ذاهب لحضور مؤتمر في سيدني وتوقف في هاواي في الطريق إلى البيت. |
| Helikopter Sydney'deki Prens Henry Hastanesi'ne vardığında, kan basıncım 40'a sıfırdı. | TED | و حين وصلت بالهليكوبتر إلى مستشفى الأمير هنري في سيدني ، كان ضغط دمي 40 على لا شئ . |