| Bu hiç doğru gelmiyor bana, senin evinde başka biri. | Open Subtitles | لن يبدو الأمر طبيعياً ، شخص آخر يعيش في منزلكِ |
| Karşılayıp, evinde gibi hissetmeni istemiştik. | Open Subtitles | .. لقد أردنا أن نُرحّب بكِ .. ونُشعركِ أنكِ في منزلكِ |
| Ülkeyi boydan boya uçtum ve evinde 100 kişi var. | Open Subtitles | , نعم , أنا جئت من الطرف الأخر للبلاد و هناك مئات الأشخاص في منزلكِ |
| Beni boş verin, sadece evinizde geziniyorum. | Open Subtitles | أرجوا ألاّ تمانعي، فأنا أتنقّل في منزلكِ |
| Neden bana sayfiye evindeki radyonun bozuk olduğunu söyledin? | Open Subtitles | لماذا أخبرتيني بأن المذياع الموجود في منزلكِ الريفيّ مكسور ؟ |
| evinde daha sağlıklı şeyler yediğini söylüyor. | Open Subtitles | يقول أنه يتناول طعاماً صحياً أكثر في منزلكِ |
| evinde kalmak için sana her gün 100 dolar verecegim. | Open Subtitles | سأعطيك 100 دولار في اليوم لكي أبقى في منزلكِ |
| Günlük 100 dolar, eger senin evinde kalirsam. | Open Subtitles | مئة دولار في اليوم أذا أستطيع أن أبقى في منزلكِ |
| Kendi evimde uyanmaktansa sabahları senin evinde uyanmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أستيقظ في الصباح وأنا في منزلكِ بدلاً من أن أستيقظ في منزلي وأقول |
| Şimdi olmaz, belki sonra. evinde polis kaynıyor. | Open Subtitles | ليس الآن ، ربما في وقت لاحق هناك رجال شرطة في منزلكِ |
| Hani evinde olan göremediğin şu odayı hatırlıyor musun? | Open Subtitles | تذكري الغرفة التي في منزلكِ التي لم يمكنكِ رؤيتها |
| "gay" rolü yaparak, evinde yaşadı. | Open Subtitles | تظاهر بكونه شاذ لكي يستطيع العيش في منزلكِ |
| Bugün evinde olanlara neyin sebep olduğunu tam olarak bilemiyorum ama olanların sorunlarla bir ilgisi olabilir. | Open Subtitles | ما حدث في منزلكِ اليوم، لا أعرف ما سببه بالضبط لكنّي أعتقد أنّه قد يكون له علاقة بالاضطرابات |
| Senin evinde konuştuk. Hatırlamıyor musun? | Open Subtitles | لقد تحدثنا عن هذا في منزلكِ ألا تتذكرين هذا؟ |
| Ama evinde misafir olduğum için bana bir içecek önermen daha geleneksel olur. | Open Subtitles | لكنني ضيفٌ في منزلكِ لذا فالعرف يفرض عليكِ أن تقدمي لي مشروباً |
| Senin evinde tuvalet kağıdı yerine kahve filtresi var. | Open Subtitles | ياللهول،أنتِ.. أنتِ تستخدمين مصفي القهوة كوسيلة لمناديل الحمام في منزلكِ |
| Bak şu anda evinizde planlayamayacağımız kadar çok değişken var elimizde. | Open Subtitles | انظري,هناك العديد من المتغيرات الان والتي لا يمكننا أن نتعامل معها في منزلكِ |
| Eğer mahremiyetiniz için endişeleniyorsanız, sizi evinizde de ziyaret edebilirdim. | Open Subtitles | حسنا,اذا كنتِ قلقة على خصوصيتك كان بإمكاننا أن نتقابل في منزلكِ |
| Eğer sizin evinizde ayak altında olsaydı, siz de pek fazla büyülenmezdiniz. | Open Subtitles | لو كان يمكث في منزلكِ أعتقد أنكِ لن تفتني به هكذا |
| Komik olan şey, evindeki son gecemizde, sana evlenme teklif edecektim ama yapamadım. | Open Subtitles | الأمر المضحك، ليلة أمس في منزلكِ كنت سأعرض عليكِ الزواج لكنني لم أتمكن من القيام بذلك |
| Benim evliliğim, senin yazlık evindeki misafir banyosu değil. | Open Subtitles | زواجي ليس حمّاماً للضيوف في منزلكِ الصيفي |
| Ben sizin evde hastalanan adamım. | Open Subtitles | اسمعي أنا الشخص الذي مرضت واستضفتيني في منزلكِ. |