| Çünkü, açık söyleyeyim, hafif konjestif kalp yetmezliği diye bir şey yoktur. | Open Subtitles | لأنه، فقط لنكون صريحين، ليس هناك شيء اسمه قصور قلب احتقاني بسيط. |
| Bu sağ kalp yetmezliği idi. | TED | وكنت اعاني من قصور في الجهة اليمنى من القلب |
| Her biri, istemeden de olsa, bir ilaç etkileşimi yaratır. Bu da, olağanüstü durumlarda, böbrek yetmezliğine, karaciğer hasarına veya iç kanamaya yol açabilir. | TED | قام كل منهم بدون قصد بإحداث تفاعل دوائي، يمكنه في حالات شديدة أن يؤدي إلى قصور كلوي؛ قصور كبدي؛ أو نزيف داخلي. |
| Ama plasenta yetersizliği, tüm yaştan kadınları etkiler. | Open Subtitles | ولكن قصور المشيمة يصيب النساء فى كافة الأعمار |
| Ablamın komplikasyonlardan ötürü böbrekleri iflas etmişti. | Open Subtitles | لقد حدث قصور في كليتي أختي بسبب بعض التعقيدات |
| Ne kalp yetmezliği ne de sirozu var. Yani pıhtı olmalı. | Open Subtitles | لا يوجد قصور قلبي أو تليّف كبدي هذا يعني لا بد من أن تكون جلطة |
| Test sonuçlarınız geldi. Kesinlikle kalp yetmezliği. | Open Subtitles | وصلت فحوص المختبر إنه قصور القلب بالتأكيد |
| Eğer kalp yetmezliği ile boğuşan 5 milyon Amerikalı, basit bir şekilde kendi hasta kalplerini yenileme imkânı bulsa... | Open Subtitles | لو أن الخمسة ملايين أمريكي الذين يعانون من قصور في القلب .. جددواقلوبهمالمصابة. |
| Karaciğer yetmezliği olan bir yeni doğandan bahsediyoruz. Vücudundaki her delikten kan sızdırıyor. | Open Subtitles | إنّها مولودة حديثاً ولديها قصور بالكبد وترشح دماً من جميع الأماكن المفتوحة |
| Karaciğer yetmezliği kötüleşiyor. Haklıydın. Şimdi ne olacak? | Open Subtitles | قصور كبدها يزداد سوءاً كنتَ محقّاً، والآن ماذا؟ |
| Kokain alındıktan sonraki bir saat içinde kalp yetmezliğine neden olur. | Open Subtitles | الكوكايين هو الأكثر احتمالا يسبب قصور القلب خلال الساعة الأولى بعد بلعها. |
| Kan tıkanıklığına bağlı kalp yetmezliğine giriyor, Dell. | Open Subtitles | ديل، إنها ستدخل في نوبة من قصور القلب الاحتقاني |
| Emily'de üçüncü sınıf kalp yetersizliği var. | Open Subtitles | هؤلاء مريضتاي "إميلي" لديها قصور قلبي" في المستوى الثالث |
| Sağlıklı bir kadının kalbinin iflas etmesi gibi. | Open Subtitles | ذلك لا يعني عدم وجود ألغاز مثل سبب قصور قلب امرأة معافاة |
| Elektriksel vana devre sisteminde kısa devre olmalı. | Open Subtitles | لابد انه حدث قصور فى نظام دائرة الصمام الكهربائى |
| Evet ama kocasinda ciddi bir kalp ritim bozuklugu var, ve küçük bir kus bana dedi ki plasebo grubundaymis. | Open Subtitles | لكن زوجها يعاني من قصور كبير في عمل القلب وقد سمعتُ خبراً بأنه ليس من المجموعة التي تُعطى الدواء الفعلي |
| Gerçek vampirlerin barınağı olduğu söylenen bütün kalelere gece yarısı turu. | Open Subtitles | لا تقلق ، أنها مجرد جولة فى قصور " مصاصى الدماء " التى كانت يعيش فيها مصاصى دماء حقيقين |
| Hollanda porseleni ve Floransa mermerinden yapılma çinilerle, inşa edilmekte olan saraylar bile var. | Open Subtitles | هناك قصور مبنية بالطوب الفاخر والفسيفساء الفلورنسية |
| Ve zihninizin çalışma şeklini anlayıp bundan faydalanmanız için illa ki hafıza sarayları inşa etmenize ya da iskambil kağıtlarının dizilişini ezberlemenize gerek yok. | TED | ولا يجب عليك أن تبني قصور ذاكرة أو حفظ مجموعات من أوراق اللعب للإستفادة من القليل من البصيرة عن كيفية عمل عقلك |
| Ama jüri, kanıt eksikliği olduğunu düşündü. | Open Subtitles | لكن المحلفين رأوا أن هناك قصور في الأدلة |
| Bir zamanlar, öyle çok eskiden değil, bizler şatafatlı saraylarda, büyük eğlenceler dünyasında yaşıyorduk. | Open Subtitles | منذ عهد ليس بعيد جداً كنا نعيش في عالم مسحور قصور رائعة وحفلات كبيرة |
| kalp yetmezliğin var. | Open Subtitles | أنت فى حالة قصور قلبى |
| Şu anda Westchester'ın dışında iki milyon dolarlık malikâneler bakıyorlar. | Open Subtitles | "إنهمالآنفي "ويستتشيستر... يبحثون بين قصور يبلغ ثمنها مليوني دولار |
| Bu göz kamaştırıcı avizenin ihtişamı ve karmaşıklığı ancak asilliğin saraylarında bulunabilir. | Open Subtitles | الجمال و الدقه لهذه النجفه الرائعه لا توجد إلا في قصور النبلاء |
| BiDil diye adlandırılan bu ilaç, Afro-Amerikan hastalarda kalp yetmezliğini tedavi etmektedir. | TED | إنها حبوب أو أقراص تسمى بيديل لمعالجة قصور القلب للمرضى الأمريكين من أصول أفريقية. |