Anası nereye gitmişti bilmiyorum ama bütün kedilerini ortalıkta bırakmış. | Open Subtitles | لا أعلم أين ذهبت أمه لكنها تركت كل قططها هناك |
Son kurbanı Coretta Keeling'in tek suçu kedilerini çok sevmesiydi. | Open Subtitles | وأخر ضحاياه كوريتا كيلنج والتى كان ذنبها الوحيد هو أنها تحب قططها |
Sonra da kedileri için üç bilge kostümü dikeceğim. | Open Subtitles | أجل، ثمَّ أخيط لها ثلاث أزياء حكماء من أجل قططها الثّلاث. |
Kapıyı kırdıklarında, kedileri onun büyük kısmını yemiş. | Open Subtitles | وعندما أقتحموا الباب، وجدوا قططها ملتهمة جزءً منها. |
Zengin bir ptitsaya ait. Kedileriyle yaşıyor. | Open Subtitles | تملكها امرأة غنية تعيش فيها بمفردها مع قططها |
Zengin bir ptitsaya ait. Kedileriyle yaşıyor. | Open Subtitles | تملكها امرأة غنية تعيش فيها بمفردها مع قططها |
Kedilerinin yanına bırakıyor ve onu doyuruyor. | Open Subtitles | تركَته مع قططها وأطعمَته |
Hatun kedilerinden vazgeçemiyor, dostum. | Open Subtitles | تلك السيدة لا تتخلى عن قططها بسهولة يارجل |
Ama onun küçük evinde üzgün ve yalnız bir şekilde oturduğu, kedilerini beslediği ve Cinayet Dosyası'nın 17 bölümünü art arda izlemeye oturmadan önce tek kişilik yemeğini mikrodalgada ısıttığı gözümün önüne geliyor. | Open Subtitles | ولكن أتصورها دائمًا جالسة وحدها في شقتها الصغيرة تطعم قططها تسخن عشائها في المايكرويف قبل أن تجلس |
Harley onun sızlanmalarını teselli ederdi ve ona kedilerini sorardı. | Open Subtitles | هارلي كان يقوم بأعطائها حبيبات سكريه كعلاج مموه ويسئلها عن حال قططها |
kedilerini de, sandalyesini de alip onu bir destekli yasam merkezine yerlestirebilirsin. | Open Subtitles | حسنا , تستطيع اخذ مقعدها و قططها و وضعهم فى مكان معيشة مساعد |
Sadece kedilerini beslemek için mutfağa giden bir kadın tarafından kullanıldı. | Open Subtitles | كانت تمتلكه سيدة... لم تستعمله إلا للتنقل من الحمّام... إلى المطبخ لإطعام قططها |
- O yalnız yaşar, sadece kedileri var. | Open Subtitles | انها سيدة عجوز... مع قططها اهدأ |
kedileri Mindy ve Wendy'yi ve Cindy, Delores, Frank, Maxime, Caligula ve Louise'i çok sever. | Open Subtitles | تحب قططها (ميندي) و (ويندي) و(سيندي) (دولوريس) (فرانك) (ماكسيم) (كاليجولا) و (لويس) |
Zaten tüm kedileri verdiğini sanıyordum. | Open Subtitles | إعتقدت أنها أعطتني جميع قططها |
Jennifer bütün Pazar'larımı Kedileriyle yürüyüş yaptırtarak heba ederdi. | Open Subtitles | جنيفر كانت دائما تجعلني أقضي مسافات طويله للمشي مع قططها |
Kulağa Kedileriyle yaşayan ve... yalnız ölecek bir kadınmış gibi geliyor. | Open Subtitles | يبدو كمنزل مرأة تعيش مع قططها وسوف تموت لوحدها |
Kedilerinin uzaylı olduğuna inanıyor. | Open Subtitles | إنها تعتقد أن قططها فضائيين |
- Sanırım bir keresinde kedilerinden biri yapmış. | Open Subtitles | أو أعتقد واحداً من قططها فعل ذلك مرة |