| Parçalanmış el ve ayak bilekleri yanmış ciğerler, yaralanmış organlar. | Open Subtitles | كاحلين ومعصمين مكسورين رئتين شبه محترقة, ندبات على الأعضاء |
| Bayan Bradley'nin ayak bilekleri çok hoş. | Open Subtitles | السيدة براندلي تمتلك كاحلين جميلين |
| - Ya da büyük bilekleri. | Open Subtitles | بل كاحلين كبيرين على الأقل |
| Hey, tanrı aşkına tüm söylediğim bileklerinin baldırında olduğu. - Ne? | Open Subtitles | كل ما أقوله هو أن لديها كاحلين |
| Yani hiçbir Çinli kadının bileklerinin kalın olduğunu göremezsin. | Open Subtitles | لأنكِ لن ترين امرأة صينية ذات كاحلين سمينين, صحيح؟ أحب رقائق (ريدي بريك). |
| Belki kalın bilekleri vardır. | Open Subtitles | ربما لديها كاحلين سميكين. |