| - Biri gidip onun iyi olup olmadığına bakmalı. | Open Subtitles | يجب أن يبحث عنها أحد ويتأكد إن كانت بخير |
| Onun iyi olup olmadığını bilmiyorum. Ölü de olabilir, her yer kan içinde. | Open Subtitles | لا أعلم إن كانت بخير, ربما تكون ميـّتة, لكن هناك دماء في كل مكان |
| Kahretsin! Sen olmadan önce gayet iyiydi. | Open Subtitles | اللعنة , كانت بخير من قبل أن تكون أنت معها |
| Bu sabah onunla birlikteydim, gayet iyiydi! | Open Subtitles | لا , لقد كنت معها هذا الصباح , كانت بخير. |
| Ancak bir süredir buralarda görmüyorum. İyi mi diye merak etmiyor değilim. | Open Subtitles | ، لكنّني لم أرها في الأرجاء منذ فترة أتسائل إن كانت بخير |
| onun iyi olduğunu bilmem gerekiyordu ve hayatını mahvetmediğimi. | TED | أحتجت أن أعرف إنها كانت بخير وإنني لم أدمّر حياتها. |
| Durumu iyiydi, sonra krize girdi. | Open Subtitles | لقد كانت بخير من ثم بدأت التَّشبث بالسرير بقوة |
| Ya o telefonu cevaplar ve iyi olup olmadığını öğrenirsin yada beni yatak odana götürürsün. | Open Subtitles | يمكنك تلقي المكالمة ورؤية ما إذا كانت بخير أو يمكنك أخذي إلى غرفتك |
| Aradan zaman geçip de yatağa gelmeyince, iyi olup olmadığına bakmaya gittim. | Open Subtitles | نعم وعندما هي لم تعد الى السرير ذهبت كي ارى ان كانت بخير |
| Onunla ayrildiginizi duydugumda, yalnizca onun iyi olup olmadigini görmek için onun evine gittim, çünkü onun senden ne kadar çok hoslandigini biliyordum. | Open Subtitles | عندما سمعت أنك إنفصلت عنها ذهبت إلى منزلها فقط لأرى ما إذا كانت بخير لأنني أعرف مدى حبها لك |
| İyi olup olmadığını sordum ve o iyiyim dedi. | Open Subtitles | سألتها إذا كانت بخير وقالت أنها على ما يرام |
| Erteledim çünkü iyi olup olmadığını bilmiyordum. | Open Subtitles | لقد صددتُ عن الموضوع لأنني لم أعلم ما إن كانت بخير |
| Siz gelene kadar gayet iyiydi. Aniden geldiğiniz için böyle oldu. | Open Subtitles | لقد كانت بخير حتى أتيت أنت وحطمت كل شيء |
| Hastahaneden çıkana kadar gayet iyiydi | Open Subtitles | حسنا. كانت بخير حتى عادت من المستشفى |
| Ama o en sonunda emmeye başlamıştı, o yüzden gayet iyiydi. | Open Subtitles | ولكنها كانت قد بدات تأكل لذا كانت بخير |
| Evet, birimiz gidip iyi mi diye baksa iyi olacak. | Open Subtitles | أجل، أظن أنه من الأفضل أنه يذهب أحد لمنزلها ليرى إذا كانت بخير |
| Weaver olayı kötüye gittiği için üzgün görünüyordu, ben de iyi mi diye bakmaya gittim. | Open Subtitles | كانت تبدو حزينة بعد فشل أمر التحقيق مع هولى ويفر وقد ذهبت إلى هُناك لأرى ما إذا كانت بخير |
| İyi olduğunu öğrenmek istemiyor musun? | Open Subtitles | أعني , ألا تزال ترغب في معرفة إن كانت بخير ؟ |
| İyi olduğunu anlayabilmek için onu sürekli arıyorum ama | Open Subtitles | كنت احاول مكالمتها لارى ان كانت بخير |
| Durumu iyiydi, sadece küçük bir kesikti. | Open Subtitles | لقد كانت بخير إنه مجرد جرح صغير |
| Durumu iyiydi ve gördüğünüz gibi gayet iyi yiyordu. | Open Subtitles | "كانت بخير و تتغذّى جيدًا كما ترون" |