| Bir arkadaşı acil odasına götürmek zorundaydım ama iyileşecek. | Open Subtitles | كان علىّ أن أنقل زميل لى لغرفة الطوارىء ولكنه سيكون على ما يرام |
| Ben kaybolduktan sonra bana ne olduğunu bilip bilmediğini öğrenmek zorundaydım. | Open Subtitles | كان علىّ أن أرى ان كان يعلم اي شيء عما حدث لي بعد اختفائي |
| Yapma ama, Terry, Ona yardımcı olmak zorundaydım. | Open Subtitles | بحقك ، تيرى كان علىّ المحاولة ومساعدته بالخارج |
| Ona bakmam gerekti ve her zaman Yunanistan'ı görmek isterdi. | Open Subtitles | كان علىّ الإعتناء بها.. ولقد أرادت دوماً القدوم إلى الـ(يونان) |
| Bayağı bir dil dökmem gerekti. | Open Subtitles | كان علىّ التحدث بشكل سريع ومُنمق |
| İşçi botları olan bir kadın gözlerini bana dikmişken çişimi yapmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | كان علىّ أن أصنع رنيناً عندما أعطتنى أمرأة ترتدى أحذية العمل تواصل بالأعين |
| Tabii şehir dışına taşınmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | بالطبع , كان علىّ الانتقال الى خارج المدينة |
| "Hayatımın bu bölümünü senden saklamak zorundaydım, | Open Subtitles | لقد كان علىّ إخفاء هذا الجزء من حياتى عنك |
| Onlara birşey vermek zorundaydım. | Open Subtitles | لقد كان علىّ إخبارهم بشيء لقد أجبروني على هذا |
| Sana uyması için birşeyler söylemek zorundaydım. Her zaman olduğu gibi. | Open Subtitles | كان علىّ أن أقول أى شيىء لتصمت كالمعتاد |
| Senden 99% oranında emindim ancak geri kalan o yüzde birlik şüpheden kurtulmak zorundaydım. | Open Subtitles | ... %أنا متأكد منكِ بنسبة 99 لكن كان علىّ التخلص من الـ 1% من الشك |
| Tindle'i ciddi olduğuma inandırmak zorundaydım. | Open Subtitles | كان علىّ أقناع "تيندل" بأننى جاد |
| İşi ona vermek zorundaydım. | Open Subtitles | كان علىّ أن أعطيها الوظيفة |
| Geçen gün Charles'ın koca kıçını evden kurtarmam gerekti. | Open Subtitles | كان علىّ إخراج تشارلز منه فى يوم ما |
| 6 yoldan ve Cayman adalarından geçmem gerekti geçmem gerekti, fakat-- | Open Subtitles | لقد كان علىّ البحث في ستة أقدام من الملفات " وإثنين من القروض التي تم رفضها في جزر " كايمان |
| İşleri biraz değiştirmem gerekti. | Open Subtitles | كان علىّ تغيير الأمور |
| Kafatasının etrafına invazif ensizyon uygulayarak dış epitel tabakayı çıkarmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | كان علىّ أن أصنع شق منتشر حول محيط الجمجمة وقشرة الطبقة الطلائية الخارجية. |
| Küçük bir kasaba polisi, ama küçük bir belaya bulaştım, ve erken emekli olmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | مأمور شرطة فى بلدة صغيرة لكننى وقعت فى بعض المشاكل و كان علىّ التقاعد مبكراً |
| Evet, ben de Delilah'a bu gece söz verdiğim akşam yemeğine neden gelemeyeceğim açıklamak zorunda kaldım. | Open Subtitles | أجل,كان علىّ أن أفسر لديلايلا لم لا يمكننى أن أعد لها العشاء الذى وعدتها به. |
| Seni geri alabilmek için onu hapishaneden kaçırmak zorunda kaldım. - Ne? | Open Subtitles | كان علىّ تهريبه من السجن لأحصل عليكٍ من جديد |