| Her şey yolunda giderse, ikiniz de evinize sağ salim dönersiniz. | Open Subtitles | إن كان كلّ شيء على ما يرام، ستذهبان إلى بيوتكما حيّين |
| Eğer Her şey yolunda giderse onlar geldiğinde cesedi bulup polisi çağıracaklar ve senin de geçerli sebebin olacak. | Open Subtitles | عندما يأتون ليروا لو كان كلّ شيءٍ على ما يُرام، فإنّهم سيجدون الجثّة، ويتّصلون بالشرطة، وسيكون لديكِ سبب مُحتمل. |
| Eğer birinin sevdiği Her şey diğerini üzüyorsa birlikte yaşamak delilik olur, değil mi? | Open Subtitles | إذا كان كلّ ما يحبّه الشخص يغضب الشخص الآخر, سيكون من الجنون العيش سويّة، أليس كذلك؟ |
| Peki, bunların hepsi doğruysa neden onu antrepoya kadar izledin? | Open Subtitles | حسناً، لو كان كلّ ذلك صحيحاً، فلمَ تتبّعتِه إلى المُستودع؟ |
| hepsi babamı ele geçirmek içindi, değil mi? | Open Subtitles | لقد كان كلّ شيء للحصول على والدي أليس كذلك؟ |
| Geçen sefer, Her şey harika giderken, birden bire, işin yüzünden beni terk ettin. | Open Subtitles | آخر مرة كنا فيها معاً كان كلّ شيء بخير وبعدها من حيث لا أدري هجرتيني بسبب عملكِ |
| Her şey yolunda gidiyordu, fakat hâlâ, yükleme istasyonuna giden havalandırma tüneline girmemiz gerekiyordu. | Open Subtitles | كان كلّ شيئ ناجحاً ولكن كان علينا دخول منفس الهواء الذي يقود إلى رصيف التحميل |
| Juliet, ihtiyacımız olan Her şey tıbbi istasyondaysa Jack'i niye oraya götürmüyoruz? | Open Subtitles | إذا كان كلّ ما نحتاجه موجود في المحطّة الطبّية لماذا إذن لا نَذهب بــ جاك إلى هناك؟ |
| Herhangi bir şey öldürmeye değiyorsa, o zaman Her şey öldürmeye değer. | Open Subtitles | لو كان كلّ شيء يستحقّ القتل لأجله، فإنّ كلّ شيء يستحقّ القتل لأجله. |
| Öğrettin Her şey, beni buraya girmekten alıkoymak içindi. - Başka? | Open Subtitles | كان كلّ ما علّمتني إياه لتجنّبني هذا المكان |
| Telefonu çalana kadar Her şey yolundaydı. | Open Subtitles | كان كلّ شيءٍ على ما يُرام حتى رنّ هاتفها. |
| Umarım Empire istediğin Her şeydir çünkü artık elinde kalan tek şey bu. | Open Subtitles | عسى أن "الإمباير" كان كلّ شيء تريده لأنه كل ما تبقى لك الآن |
| O zamanlar sınırımız yoktu. O zamanlar Her şey mümkün görünürdü. | Open Subtitles | عندما لم تكن لدينا قيود، عندما كان كلّ شيء ممكناً |
| Bütün Her şey bilgisayarda konuşarak hallediliyordu. | Open Subtitles | كان كلّ شيءٍ يتمّ في غرف المحادثة و ما شابه. |
| Akşam sende kalana kadar Her şey yolundaydı. Kararını verdi. | Open Subtitles | كان كلّ شيء جيّدًا حتى قضت الليلة في شقّتكَ |
| bunların hepsi senin için bir oyunsa anlamaya çalışırım ama o kızlar öldü. | Open Subtitles | إن كان كلّ ذلك لعبة بالنسبة إليكِ، فسأحاول تفهّم ذلك، ولكنّ تلك الفتيات متن |
| Ama sonuçta, hepsi adaleti sağlamak içindi! | Open Subtitles | لكن في النهاية، كان كلّ شيء بإسم العدالة. |
| hepsi iyi giderse, haftasonuna kadar | Open Subtitles | لو كان كلّ شيء في مكانه سنتمكّن من استعادة ثروتكِ |
| - tek şansımız buysa, neden olmasın? | Open Subtitles | إسمع يا إليوت إذا كان كلّ ما لدينا، لا أرى لماذا |
| Bu öğleden sonraki Bütün o koşturmacandan olmalı. | Open Subtitles | لا بدّ وأن كان كلّ ذلك الركض الذي عملته بعد ظهر اليوم |