| Yanında bir sürü sahte kimlikler, pasaportlar ve silah vardı. | Open Subtitles | لقد كان لديهِ سلاحاً ومجموعةً من الهوياتِ وجوازاتِ السفر المزورةِ |
| Biri evimizin resimlerini çekiyordu, ötekinde de dürbün vardı. | Open Subtitles | أحدهم كان يأخذُ صوراً لمنزلنا ، والآخر كان لديهِ منظارٌ |
| Biri evimizin resimlerini çekiyordu, ötekinde de dürbün vardı. | Open Subtitles | أحدهم كان يأخذُ صوراً لمنزلنا ، والآخر كان لديهِ منظارٌ |
| Bazı insanları delirtme kabiliyeti vardı. | Open Subtitles | كان لديهِ القُدرة على دفعِِ بعض النّاس للجُنون |
| Yani katilin buralardan gelirse fark edilme ihtimalinin düşük olduğunu bilecek kadar yerel coğrafya hakkında bilgisi vardı. | Open Subtitles | لذا القاتل كان لديهِ معرفةٌ بالموقع لإدراك أن إحتمالات رؤيته كانت ضئيلة. |
| Sana karşı zayıf noktası vardı ve sen onunla oynadın. | Open Subtitles | كان لديهِ نقطةُ ضعف تجاهك و أنتِ تلاعبتِ به |
| Vatandaşının nasıl öldüğünü bilmeye hakkı vardı. | Open Subtitles | كان لديهِ الحق لمعرفة كيف مات مُواطنهُ |
| Elinde bir bıçak ve bir taş parçası vardı. | Open Subtitles | حسناً، كُل ما كان لديهِ سِكينو تلكَالصخرة... |
| Hayır, bolca vakti vardı. | Open Subtitles | لا, لقد كان لديهِ متسعاً من الوقت |
| Yüzünde bir çürük vardı. | Open Subtitles | كان لديهِ كدمات على وجهِه |
| Başka ilgileri vardı. | Open Subtitles | كان لديهِ إهتماماتٌ أخرى |
| - Evet, veda edecek zamanı vardı. | Open Subtitles | نعم، كان لديهِ الوقت لوداعها |
| Poe'nun eşsiz bir ölüm anlayışı vardı, değil mi? | Open Subtitles | (بو) كان لديهِ صورة فريدة من نوعها عن الموت، أليسَ كذلك؟ |
| Kardeşimin de çocukları vardı. | Open Subtitles | أخى... كان لديهِ أولاد أيضاً |
| - Bir arkadaşı da vardı. | Open Subtitles | -لقد كان لديهِ صديق . |
| Arthur'un kuralları vardı. | Open Subtitles | (أرثر) كان لديهِ قواعد |