| Artık bunu bir zayıflık olarak görmüyorum. | TED | من الآن فصاعدًا، لا أرى ذلك كضعف. |
| Böylece zayıflık gibi duran şey aslında tam tersidir. | Open Subtitles | لذا ما يبدو كضعف هو العكس تماماً. |
| Bu nezaketimi sakın zayıflık olarak algılama. | Open Subtitles | لا تسيء فهم هذا التصرف العطوف كضعف مني. |
| Bunu yaşlı bir adamın zayıflığı, babanın zayıflığı olarak gördün. | Open Subtitles | كضعف رجل عجوز. ضعف والدك. قتلت نائب السيد المسيح. |
| Havarisinin zayıflığı da İsa'nınki gibi köklerini Paskalya'nın gizeminden ve ruhun gücünden almıştır. | Open Subtitles | ضعف الرسول كضعف المسيح متجذر في غموض عيد الفصح وقوة الروح |
| Pell bu sessizliğini metanet değil de zayıflık olarak algılarsa ne olacak? | Open Subtitles | ماذا إن اعتبر (بيل) صمتك كضعف أكثر منه قوة؟ |
| Ona gitmemi zayıflık olarak görecektir. | Open Subtitles | سترى ذهابي إليها كضعف |
| Kimse bunu zayıflık olarak görmeyecektir. | Open Subtitles | -لا أحد سيرى هذا كضعف |