Her zaman, beni ve annemi ne kadar çok sevdiğinden ve bizim, senin için her şey demek olduğumuzdan bahsedersin. | Open Subtitles | أنت دائما ما تتحدّث حول مقدار حبك لي ولأمي وكم نحن كلّ شيء بالنسبة لك |
Tüm bunların yanında... Benim için her şey demek olan birini kaybettim. | Open Subtitles | في كلّ هذا، لقد فقدتُ شخصاً عنت كلّ شيء بالنسبة لي |
Senin için her şey tehlikede. Ve tüm bunları elinden alan kişi olmak istemiyorum. | Open Subtitles | كلّ شيء بالنسبة إليك على المحكّ، ولا أريد أن أكون من ستدمّر كلّ شيء. |
Seni sevmek benim için her şeye bedel. | Open Subtitles | حبّي لك يساوي كلّ شيء بالنسبة لي |
Lex benim için her şeye değer. | Open Subtitles | ليكس يستحقّ كلّ شيء بالنسبة إليّ. |
Benim için her şeyi mahvettin. | Open Subtitles | لقد دمرتِ كلّ شيء بالنسبة لي وذلك ليس بشأنكِ |
Kurtlar için her şeyi değiştirebilecek bir ittifak kurduk. | Open Subtitles | أبرمنا تحالفًا سيغيّر كلّ شيء بالنسبة للذئاب. |
Ama senin için her şey demekti. | Open Subtitles | ولكنها كانت تَعني كلّ شيء بالنسبة لك. |
Müzik benim için her şey demektir. Müzik çok önemli, tanrı gibi. | Open Subtitles | غنائي كلّ شيء بالنسبة لي |
Ama benim için her şey demek. | Open Subtitles | إنّه كلّ شيء بالنسبة لي |
Benim için her şey bitti. | Open Subtitles | إنتهى كلّ شيء بالنسبة لي |
Bu onun için her şey demek. | Open Subtitles | هذا كلّ شيء بالنسبة لها |
Senin için yapıyor Hayley. Bizim için her şeyi değiştirecek olan sensin. | Open Subtitles | يفعله لأجلك يا (هيلي)، إنّك من ستغيّر كلّ شيء بالنسبة إلينا. |