Tamam, doktor beyin sarsıntısının geçtiğinden emin olmak için şu soruları sormamı istedi. | Open Subtitles | قال الأطباء أن عليّ طرح عليك هذه الأسألة لأتأكد أنك تتعافين من الارتجاج |
Yalnız olduğuna emin olmak için seni şehrin çeşitli yerlerine göndereceğim. | Open Subtitles | سأجعلك تجوب أرجاء المدينة لأتأكد أنك بمفردك |
Yalnız olduğunuzdan emin olmak için sizi gezdireceğim. | Open Subtitles | سأجعلك تجوب أرجاء المدينة لأتأكد أنك بمفردك |
Seninle gelmemin tek nedeni Yılan Geçidi'nden güvenle geçtiğinden emin olmak istememdi. | Open Subtitles | لقد أتيت لأتأكد أنك ستعبر طريق الأفعى بأمان |
Seninle gelmemin tek nedeni Yılan Geçidi'nden güvenlice geçtiğinden emin olmak istememdi. | Open Subtitles | لقد جئت لأتأكد أنك ستمر بأمان خلال طريق الأفعى |
Kendine bir şey yapıp yapmadığını kontrol etsinler diye az kalsın polisi arıyordum. | Open Subtitles | كنت على وشك الإتصال بالشرطة ليقتحمون المكان لأتأكد أنك لم تؤذي نفسك |
Evet ama anladığına emin olmak için, garaja senin için bir şey bıraktım. | Open Subtitles | نعم ، لكن فقط لأتأكد أنك كذلك لقد تركت لك شيئاً صغيراً في المرآب |
Emniyete canlı ulaşmandan emin olmak için seni takip edeceğim. | Open Subtitles | سأراقبك لأتأكد أنك وصلت إلى المخفر سالماً |
Partiye geleceğinden emin olmak için arıyorum. | Open Subtitles | أَنا أتصل لأتأكد أنك ستأتى الحفلة |
Güvende olduğundan emin olmak için aradım. | Open Subtitles | لقد اتصلت فقط لأتأكد أنك بأمان |
Eric, bana kızgın olmadığından emin olmak için aradım seni. | Open Subtitles | اتصلت بك لأتأكد أنك لست غاضباً مني |
Ben ülkeden ayrılmadan komadan çıkmadığından emin olmak için geldim. | Open Subtitles | ... جئت هنا لأتأكد أنك لم تفق من الغيبوبه قبل مغادرتى للبلاد ولكن . |
İyi olduğundan emin olmak için geldim. | Open Subtitles | أتيت فقط لأتأكد أنك بخير |
Gelmemin tek nedeni sapıtmadığından emin olmak istememdi. | Open Subtitles | جئت فقط لأتأكد أنك لن تتهور |
Kendine bir şey yapıp yapmadığını kontrol etsinler diye az kalsın polisi arıyordum. | Open Subtitles | كنت على وشك الإتصال بالشرطة ليقتحمون المكان لأتأكد أنك لم تؤذي نفسك |