Düşünmemi sağladın, dersim senin için çok önemliyse, dersimi almana değmiş olması için belki belki biraz daha çalışmalıyım. | Open Subtitles | جعلتني أفكر , اذا كان صفي مهما جدا لك اذا علي أن أبذل جهذا أكبر لأجعله يستحق وقتك |
Bak. Onu rahatlatmak için yalan söyledim, benimle olması için gereken onayı kendisine vermesi için. | Open Subtitles | انظري، لقد كذبت لأجعله مرتاحاً، لأعطه الإذن ليبقي معي. |
Ve böyle olması için elimden ne gelirse onu yaparım. | Open Subtitles | وسأبذل كل مايلزم لأجعله كذلك |
Onu etkisiz hale getirmek için hakkında bildiğim her şeyi kullandım. | Open Subtitles | استخدمت كل ما أعرفه عنه لأجعله يستسلم |
Bu hale getirmek için yarım saat harcadım. | Open Subtitles | قضيت نصف ساعة لأجعله هكذا |
Taç giyme törenine uygun hale getirmek için biraz kurdela almalıyım. | Open Subtitles | لأجعله مُناسباً ليوم التتويج |
- Gerçekçi olması için çok çalışmıştım. | Open Subtitles | -عملتُ بجد كبير لأجعله حقيقي |