Bu tutuklama müşterilerin ve çalışanların için bir gösteri işleri senin için kolaylaştırmak için. | Open Subtitles | أنت تعرف أن القبض عليك ليس حقيقياً بل أنه من آجل زبائنك وموظفيك لأسهل الأمور عليك فحسب |
Çocuklarımda dikkat eksikliği yok ve sırf siz işinizi kolaylaştırmak için onlara ilaç verecek değilim. | Open Subtitles | ليس لديهم اضطراب و تشوش للانتباه و لن أعطي العقاقير لأولادي فقط لأسهل عملك |
Bu süreci senin adına kolaylaştırmak için ne yapabilirim? | Open Subtitles | لذا ما الذي يمكنني فعله لأسهل الأمر عليك؟ |
Bayan Burgoyne, işinizi kolaylaştırmak için elimden geleni yapıyorum | Open Subtitles | آنسة (بورجوين) ، أنا أبذل قصارى جهدي لأسهل الأمور لكِ |