çocuklarını felç bırakıp, ailelerini daha da yoksulluğa sürükler. Çünkü aileler umutsuzca araştırıp, sahip oldukları küçük birikimlerini, umutsuzca, çocuklarına bir tedavi bulmak için boş yere harcıyorlar. | TED | و يصيب أطفالهم بالشلل، و يجر عوائلهم، أكثر نحو الفقر و الحرمان لأنهم يبحثون بعناء و يصرفون القليل المتبقي من مدخراتهم يحاولون بأقصى قدراتهم ليجدوا علاجا لأطفالهم. |
Ailelerle konuştuk ve onları çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna etmeye çalıştık. | TED | كلمنا والديهم وحاولنا أن نقنعهم بأن يسمحوا لأطفالهم بالذهاب للمدرسة |
Gerçek kahramanlar her gün işine gidip görevlerini yapanlar ve çocuklarını ellerinden gelen en iyi şekilde büyütenlerdir. | Open Subtitles | الأبطال الحقيقيون هم الأُناس الذين يذهبون لأعمالهم كل يوم ويؤدون المطلوب منهم و يجلبوا لأطفالهم أفضل ما يستطيعون |
Ve bu mutasyon onların çocuklarına aktarıldı çünkü hayatta kalabilenler onlardı, dolayısıyla büyük bir nüfus baskısı vardı. | TED | وهذه الطفره تم توريثها لأطفالهم ولأنهم نجوا وعاشوا, إذن كان هناك ضغط سكاني كبير جداُ. |
Bu ebebeynlerin hangi devlet okulunun çocukları için uygun olduğuna karar vermelerine yardım edecek bir yoldu. | TED | لقد كانت طريقة يستطيع من خلاله الآباء معرفة ما هي المدارس العمومية الأحسن لأطفالهم. |
Kendi çocuklarını yazdırabilmek için bizi kandırmışlar. | Open Subtitles | لقد اتفقنا على أن ننتظر حتى السنة القادمة لقد خدعونا ، لكي يجدوا لأطفالهم مكاناً يدرسوا فيه |
Çünkü o zamanlar, video kameralar yeni yeni rağbet görüyordu ve aileler kameralarını alıp çocuklarını futbol maçındayken kaydedebiliyordu. Göktaşı da Cuma günü düştüğü için, | TED | لأنه في ذاك الوقت كانت كاميرات الفيديو تبدأ بالإنتشار بين الناس، والناس ، بدأت تشتريها ، الآباء بحضرونها معهم إلى مباريات كرة القدم لأطفالهم كي يقوموا بتصويرهم وهم يلعبون الكرة. |
Ve oraya gelecek ve temelli olarak yaşayacak, çocuklarını büyütecek, onlara bir eğitim sunacak ve ilk işlerini bulacak aileleri çekmemiz gerekecek. | TED | وسوف تحتاج إلى اجتذاب العائلات ، السكان الذين سيأتون ويعيشون هناك بشكل دائم ، يربوا أولادهم وبناتهم ، ويحصلون على التعليم لأطفالهم ، والحصول على أول وظيفة. |
Erkeklerin çocuklarını umursamamasını anlayamıyorum. | Open Subtitles | لا أفهم لا مبالاة هؤلاء الرجال لأطفالهم |
En iyi niyetli aileler de çocuklarını mahveder. | Open Subtitles | يتسببون بأذى لأطفالهم |
Şimdi hikayesini çocuklarıma anlatıyorum, ve onlar da kendi çocuklarına anlatacaklar... ve böylece sürüp gidecek. | Open Subtitles | الآن أروي قصّته لأطفالي، وهم سيخبرونها لأطفالهم ولذا هو سيستمرّ |
Git oraya ve onlara çocuklarına neler öğrettiğini göster. | Open Subtitles | أدخل هناك فقط وأخبر أولئك الأباء ما تعلّمه لأطفالهم |
Kiralarına veya çocuklarına ayakkabı almaya güçleri yetmeyenler bile. | Open Subtitles | حتى ولو لم يتمكنوا من دفع أجرة منازلهم أو شراء أحذية لأطفالهم |
Anneler gösteri boyunca çocuklarına Dikkat etmeleri gerekiyor. | Open Subtitles | يجب على الأمهات الانتباه لأطفالهم طوال العرض |
Bu sene insanlar çocuklarına kitap... ..okumaktansa daha fazla kokain kullanacak. | Open Subtitles | هذا العام سيزيد عدد متعاطو الكوكايين عن قارئي الكتب لأطفالهم من أين أتيت بهذه الحقائق؟ |
Her şeyin ötesinde çocukları için en iyisini istediler. | TED | هم، قبل كل شيء، يريدون فعل ما هو أفضل لأطفالهم. |
Mahkûmlar içinse çocukları için bir ebeveyn olarak bir şeyler yapabileceklerinin kanıtıdır. | TED | وتظهر للسجناء أنه يمكنهم تقديم شيء لأطفالهم كآباء. |
Bunun sebebi aşı olmayışı değil. Aşı var ve ücretsiz. Bunun sebebi ailelerin çocukları ile ilgilenmemesi de değil. | TED | لا لأن اللقاحات غير متوفرة. إنها موجودة وهي مجانية. ولا لأن الأباء لا يكترثون لأطفالهم. |