| Keşiş yardımcılarını bize taşınmada yardım etmeleri için gönderdiğin için sağ ol. | Open Subtitles | شكراً لإرسالك أتباع الهواء لمساعدتنا فى هذا التحرك |
| Beni o seminere gönderdiğin için sağ ol. | Open Subtitles | بالمناسبة ، شكرا لك لإرسالك تلك المحاضرة لي |
| Bu arada, yabani kaz avına gönderdiğin içinde sağol.. | Open Subtitles | شكرا لإرسالك لي في عملية مطاردة لا طائل منها |
| Seni uzaklara göndermek anneni neredeyse parçaladı. | Open Subtitles | الأمر كان صعباً علي والدتك لإرسالك بعيداً |
| Seni bir yere göndermek gibi bir niyetimiz yok. | Open Subtitles | ليس لدينا أي نية لإرسالك إلى أي مكان |
| eğer birisi farklı olarak şahitlik etmezse seni hapse gönderecek kadar delilleri var. | Open Subtitles | إلا إذا شخص ما شهد على نحوٍ مختلف لديهم دليل كافي لإرسالك للسجن |
| Haritayı alman için Sloane seni Moskova'ya gönderecek. | Open Subtitles | سلون يستعدّ لإرسالك إلى موسكو لإسترجاع خريطة ريتشتر. |
| Seni aya göndermeye yetecek kadar güçlü bir patlayıcı. | Open Subtitles | صواريخ تكفي لإرسالك إلى القمر. |
| Bana yardım etmek için takımı gönderdiğin için teşekkür etmek istemiştim sadece. | Open Subtitles | أردت أن أشكرك وحسب لإرسالك الفريق كي يدعمني |
| Tam ihtiyacım olan kişi. Bana onu gönderdiğin için teşekkür ederim. | Open Subtitles | هو فقط الذي إحتاجه أوه، شكرا لإرسالك له |
| Kızımı eve gönderdiğin için teşekkür ederim Leon. | Open Subtitles | ليون" شكرا لك" شكرا لإرسالك لابنتي للبيت |
| Cesedin fotoğraflarını gönderdiğin için de teşekkürler. | Open Subtitles | لديك رصيد إضافي لإرسالك صور الجثة. |
| Özellikle de bize David'i gönderdiğin için şükretmek istiyoruz. | Open Subtitles | نريد أن نشكرك شكر خاص ..لإرسالك (ديفيد) لنا |
| Evime bir avukat gönderdiğin için. | Open Subtitles | لإرسالك محام إلى منزلي. |
| Onlara geri göndermek için sadece yeterince uzun . | Open Subtitles | فقط ما يكفي لإرسالك إليهم |
| Julie, seni göndermek için paramız olmadığı yalandı. | Open Subtitles | (جولي)، لقد كذبت بشأن عدم امتلاك ما يكفي من المال لإرسالك. |
| Julie, seni göndermek için paramız olmadığı yalandı. | Open Subtitles | (جولي)، لقد كذبت بشأن عدم امتلاك ما يكفي من المال لإرسالك. |
| Seni maksimuma gönderecek kadar biliyorum. | Open Subtitles | أعرف ما يكفي لإرسالك للحبس المشدد. |
| Seni göndermeye para mı harcarlardı sanıyorsun. | Open Subtitles | You think them folks would spend a penny to send you east? أكنتى تعتقدين أن أولئك سينفقون قرش . واحد لإرسالك للشرق ؟ لا يا سيدى |
| Büyük ihtimalle başarısız olacağın bir olaya seni göndermeye razı değilim. | Open Subtitles | و لست مستعده لإرسالك في وضع |