| İletileri göndermek ve almak için uyduları ve yerdeki antenleri kullanıyor. | Open Subtitles | انه يستخدم الأقمار الصناعية لاستقبال و ارسال الإشارة. |
| Fakat şu ana kadar, verideki bu kodlanmış bilgiyi almak için küçük foto algılayıcılar gibi özel araçlar kullandık. | TED | لكن حتى الان، نحن نقوم باستخدام اجهزة خاصة -- كاشفات صور صغيرة لاستقبال المعلومات المشفرة من خلال البيانات |
| Euphemia o adaya Britanya'dan gelen bir asili karşılamak için gidiyor. | Open Subtitles | إن يوفيميا ذاهبة إلى تلك الجزيرة لاستقبال أرستقراطي قادم من البلد الأم |
| Ay'a çıkan ilk insanları karşılamak için bile orada bulundular. | Open Subtitles | كانوا حتى هناك لاستقبال أول الرجال على سطح القمر. |
| Senatör ve oğlunu ağırlamaya hazır olacak. | Open Subtitles | سيكون جاهزاً لاستقبال السناتور وابنه |
| Aileye özel tören düzenlediler. Sadece resepsiyona gidiyoruz. | Open Subtitles | خاص الجنازة، ونحن مجرد الذهاب إلى المنزل بعد ذلك لاستقبال. |
| Bir ziyaretçiyi karşılamanın birden çok yolu var. | Open Subtitles | هناك اكثر من طريقة لاستقبال الزوار |
| İstenmeyen bir sonuç olma ihtimaline karşı hazırlıklı olmalıyız. | Open Subtitles | علينا أن نستعد لاستقبال نتائج غير سارة |
| Oraya vardığımda insanlar gelmeye başlamıştı. Birçoğunun yanında market arabası vardı, haftalık gıda ihtiyaçlarını almak için hazırlardı. | TED | وبينما كنت أركن سيارتي، رأيت أناساً بدأوا بالوصول، العديد منهم مع عربات متنقلة في شاحنة، يستعدون لاستقبال دعمهم الغذائي الأسبوعي. |
| Sıradan alıcılar bizi kesen bu şey içinden sinyal alamıyor ama bir keresinde grubumun albümüne geri bildirim döngüsü almak için yayın kulemizi anten gibi kullanmıştım. | Open Subtitles | أجهزة الاستقبال لا تستطيع استقبال أي إشارة خارج ما تسبب بعزلنا عن العالم لكنّي استخدمت برج البث خاصتنا كهوائي ضخم من قبل لاستقبال تعليقات المستمعين على التسجيل الغنائي لفرقتي الموسيقية |
| Pansiyoner almak için gazeteye ilan vermiştim. | Open Subtitles | وضعت إعلاناً في الصحيفة لاستقبال نزلاء. |
| Evet efendim, General Lavigne'ı almak için hazır olacağım. | Open Subtitles | حاضر سيدي، سأستعد لاستقبال الجنرال (لافين) |
| Cesetleri almak için değil. | Open Subtitles | وليس لاستقبال الجثث. |
| - almak için hazır ol. | Open Subtitles | - الاستعداد لاستقبال. |
| Gezgin 0014'ü karşılamak için bir mesaj aldım. | Open Subtitles | تلقيت رسالةً لاستقبال المسافر 0014. |
| Senatör ve oğlunu ağırlamaya hazır olacak. | Open Subtitles | سيكون جاهزاً لاستقبال السناتور وابنه |
| Hemen eve gidip üstümü değiştirmeliyim Vali bir tören ayarladı ve geçit töreni de yapılacak. | Open Subtitles | يجب ان نعمل بعض التغييرات... . لاستقبال الحاكم |
| - Turistleri karşılamanın iyi bir yolu. | Open Subtitles | - طريقة رائعة لاستقبال السياح |
| İstenmeyen bir sonuç olma ihtimaline karşı hazırlıklı olmalıyız. | Open Subtitles | علينا أن نستعد لاستقبال نتائج غير سارة |