Her uçan makine boşluktaki yerini saptamak için üzerindeki sensörleri kullanıyor ve nasıl hareket edeceğini belirlemek için de kendi hesaplamalarını yapıyor. | TED | كل آلة طائرة تستخدم أجهزة استشعار ذاتية لتحدد موقعها في الفضاء و حسابات ذاتية لتحدد ما يجب القيام به. |
bir yolu yoktur Eğer yeterli zaman vardı belirlemek için uzun vadede kalıcılığı. | Open Subtitles | هذا مستحيل ليس لديك اي متّسع من الوقت لتحدد قابلية الحياة على مدىً بعيد. |
Nokta atış yapan bir füze sistemi üzerinde çalışan bir bilim insanının kimliğini ve yerini belirlemek için gönderildik. | Open Subtitles | لقد إرسلنا لتحدد وتحديد مكان عالمة تعمل على نظام توجيه صواريخ |
Peki sen kimsin de kefaretin sınırlarını belirliyorsun? | Open Subtitles | ومن أنت لتحدد حدود الخلاص؟ |
Peki sen kimsin de kefaretin sınırlarını belirliyorsun? | Open Subtitles | ومن أنت لتحدد حدود الخلاص؟ |
Ağlar konusunda bilgi ve birikimimizi bütün bunların nasıl olduğunu belirlemek için kullanıp kullanamayacağımızı merak ediyordum. | TED | وأنا كنت فضوليا إن كنا نستطيع الاستفادة من المعرفة والبيانات والخبرات الكبيرة حيث نطور الشبكات لتحدد كميًا كيف تحدث هذه الأشياء حقًا |
Sana bazı kan halletmek ediyorum altta yatan nedenini belirlemek için . | Open Subtitles | سأقوم بإنهاء بعض تحليل الدم لتحدد السبب |
Kurbanın çocukluğunu East Timor'da geçirmiş olduğunu belirlemek için izotopları kullanmasıyla aynı sebeple. | Open Subtitles | لنفس السبب الذي من أجله استخدمت النظائر المستقرة لتحدد أن الضحية أمضت طفولتها في (تيمور) الشرقية |