| İş için uygun hale geldiğinde düzgün rekabet şansını elde edecektir. | Open Subtitles | ستكون لديها فرصة لتنافس بشكل صحيح على الوظيفة عندما يحين الوقت. |
| Umarım bu gördüğüm küçük, yeşil burnunu yukarı kaldıran kardeşler arası rekabet değildir. | Open Subtitles | آمل بأنك لاتدبر لتنافس الأشقاء ياصاحب الأنف الأخضر؟ |
| IBM'in burayı Apple ile rekabet etmek için kurduğunu biliyoruz ve onları piyasadan silmek için bir bilgisayar yapmaya çalışıyorsunuz. | Open Subtitles | الآن، نحن نعلم ان اي بي ام اقامت هذا المكان لتنافس أبل وأنكم تعدون العدة لصنع كمبيوتر شخصي يزيلهم من السوق |
| Bu gazete böylelikle rekabet üstünlüğü sağlıyor işte. | Open Subtitles | بهذه الطريقة هذه الصحيفة لديها أفضلية لتنافس |
| Ama gün içerisinde insanlıkla rekabet etmek zekadan fazlasını gerektirir. | Open Subtitles | ولكن لتنافس الإنسان خلال ساعات النهار فالأمر يتطلّب أكثر من الذكاء |
| Eğer Ricky'le rekabet için bunu yapıyorsan, lütfen yapma. | Open Subtitles | لو أنّك تفعل هذا فقط لتنافس (ريكي), لا تفعل |