Gerçek gibi görünmesi için senin öğrenci e- mail hesabına girebilmeleri gerek. - Eğer senin kampustaki hesabını kullandılarsa... üniversitenin servis sağlayıcısından mesaja ulaşabilmemiz gerekir. | Open Subtitles | وكان لابد أنهم أدخلوا حساب طالب بريدك إلكتروني لجعله يبدو أصلياً |
Yani gerçek görünmesi için bir şeye inanmayı diyorum. | Open Subtitles | انت تؤمنيِ بشيئ , لجعله يبدو حقيقي؟ |
Bir kaza gibi görünmesi için. | Open Subtitles | لجعله يبدو وكأنه حادث |
Evet, Koca Ayak'ı katil gibi göstermek için olay yerini mi kurguladı? | Open Subtitles | أجل، وافتعلوا مسرح الجريمة لجعله يبدو وكأنّ ذو القدم الكبيرة هُو القاتل؟ |
Benim gerçek düşüncem, birisinin onu suçlu göstermek için 10,000 $'ı üzerine yerleştirdiği ve öldürdüğü yönünde. | Open Subtitles | أظن بالفعل شخص ما زرع له 10 آلاف لجعله يبدو مذنب ومن ثم قتله |
Belki de, onu vurup, çantasını arakladın ve gasp gibi göstermeye çalıştın. | Open Subtitles | لربّما أطلقت النار عليها وسرقت محفظتها لجعله يبدو مثل سرقة |
Birisi Bobby S'nin arabasını çalıp, o dokuyu oraya koyarak onu katilmiş gibi göstermeye çalışmış. | Open Subtitles | إذن استعار شخص ما سيّارته، وزرع الألياف بداخلها في مُحاولة لجعله يبدو كالقاتل. |
Eski görünmesi için ne gerekiyorsa yapmalısın. | Open Subtitles | أي شيء لجعله يبدو قديماً. |
Sonra Lance Amerika'ya geldiğinde benim hikayemi kullanmak istediğini söyledi kendini daha gizemli ve ilginç birisi olarak göstermek için. | Open Subtitles | وعندما جاء إلى أمريكا طلب مني إستعمال خلفيته المهنية لجعله يبدو أكثر غموضاً وإثارةً للفضول |